İlginizi Çekebilir
Dandanakan Savaşı
  1. Ana Sayfa
  2. Anadolu Öncesi Türk Tarihi
  3. Ergenekon Destanı
Trendlerdeki Yazı

Ergenekon Destanı

Ergenekon Destanı ilk olarak Çin yıllıklarında geçmiştir. Göktürklere ait bilgilerin yer aldığı bu yıllıklar Çin sülalelerinden biri olan Chou döneminde yazılmıştır. Beş versiyonu bulunan Ergenekon Destanı mitolojik olaylara dayalıdır.

ergenekon-destani
Ergenekon Destanı ilk olarak Çin yıllıklarında geçmiştir. Göktürklere ait bilgilerin yer aldığı bu yıllıklar Çin sülalelerinden biri olan Chou döneminde yazılmıştır. Beş versiyonu bulunan Ergenekon Destanı mitolojik olaylara dayalıdır. M.S. 557 – 581 senelerini kapsayan bu yıllıkların ilk versiyonuna göre Göktürkler, Lin adı verilen bir topluluk tarafından yıkılmıştır. İkinci versiyonun geçtiği kaynaklar ise yine Çin yıllıklarına ait olup Sui sülalesi döneminde yazılmıştır. Her iki efsaneye göre de Göktürkler için türeyiş destanı söz konusu olup, Lin kavminin Türkleri yok edişinden bahsedilmektedir. Efsaneye göre Lin kavmi Göktürklerin soyu tükenene kadar katletmiştir. Fakat bir çocuğu kolları ve bacakları kesik bir şekilde bataklığa atmışlardır. Bu çocuğu bir kurt bulmuş ve büyütmüştür. Ardından kurttan olma on çocuk dünyaya getirmiştir. Efsaneye göre Göktürkler bu doğan on çocuktan birinin boyundan yeniden türemişlerdir. Diğer bir versiyon yine Chou dönemine ait yıllıklarda geçmektedir. Fakat bu destanın devamı niteliğini taşımaktadır. Versiyona göre Hun doğusunda bulunan Sou bölgesinde Göktürkler yaşamaktadır. Bu bölgedeki Türklerin soyunun bir kurdun doğurmuş olduğu İ-ci Ni-su-tu’dan geldiği belirtilmiştir. İ-ci Ni-su-tu yağmur ve rüzgara hükmedebilme yeteneğine sahip olup, dört çocuğu bulunmaktaydı. Bu çocuklardan en büyük olanı ateşi bulmuş ve halkını soğuğa karşı korumuştur. Kardeşleri ise ona Türk adını vermişler ve ve Türk on ayrı kadınla evlenmiştir. Bu kadınlardan olma çocuklar yarışma yapmış ve en yükseğe atlayan Göktürklerin kurucu sülalesini oluşturmuştur. Bu sülale tarihte Aşina sülalesi olarak geçmektedir.
    Ayrıca Ergenekon Destanı pek çok bilgin tarafından farklı dillere çevrilmiştir. Farsça ve Çağatay Türkçe’sine çevrilmiş birbirine benzer fakat iki ayrı şekli daha bulunmaktadır.

Camiü-t Tevarih

    Reşideddin Fazlullah Camiü-t Tevarih adlı bir eser yayımlamıştır. Türk geleneklerinin dışında Moğol geleneklerinden de esinlenerek yazılan bu eser 1312 yılında bitirilmiştir. Yazdığı bu eserde Türk tarihine ait bölümler yer almaktadır. Bu bölümlerde Oğuznamelerde yer almakta olup, kendi görüşlerini ve gözlemlerini de yazmıştır. Reşideddin aslen Moğol olmasına rağmen müslümandır. Yazdığı eserde Ergenekon Destanı’ndan alıntılar ve benzetmeler yaptığı görülmektedir. Birçok mitolojik ve efsanevi olaylarda insanların çeşitli hayvanlar tarafından büyütüldüğüne dair anlatımlar yer alır. Bu durum yaygınlaşmış bir efsane biçimidir. Reşideddin de tüm bu mitolojik olaylardan esinlenerek Camiü-t Tevarih’i yazmış ve anlattığı konular içerisinde geçen Türkçe kelimeleri değiştirmeden kullanmıştır.
Tarih boyunca Türkler Moğollardan ayrı bir sahnededir. Türkler kendi kaynaklarında Moğoldan türeyişe dair bir bilgiye yer vermemişlerdir. Ancak Moğollar kendilerinin Türk tarihi içerisinde olduklarını düşünmüşlerdir. Reşideddin eserinde bu konuya da yer vermiştir.

Ergenekon Destanı Türk tarihi : Oğuz Han

    Reşideddin Fazlullah’a göre Moğollar Türk soyundan gelmişlerdir. Kara Han ın kardeşleri olan Kür ve Küz ün soyundan geldiklerini belirtmiştir. Oğuz Han babasına ve amcalarına karşı müslümanlığı kabul etmediklerinden dolayı savaşmış ve amcalarını öldürmüştür. Halklarını da Karakurum’un çok gerisine sürmüştür. Yakarışta bulunan bu halklara İslamı kabul etmeleri söylenmiş ve karşılığında Türkistan’ın onlara verileceği vaad edilmiştir. Fakat bunu kabul etmeyen halk Tuğla Irmağı kenarında yaşam mücadelesi vermeye başlamışlardır. Açlık ve yoklukla yaşayan halka Oğuz Han tarafından Moğol adı verildiği ve onlara “Her zaman darlık içinde olun, av eti yiyin, kaygılı olun ve bir daha Türkistan’a ayak basmayın.” dediği belirtilmiştir.
     Bazı bilgin ve kaynaklara göre Türkler Nuh peygamberin soyundan gelmişlerdir. Yine bu efsanevi anlatımlarda da Oğuz Han’dan bahsedilmektedir. Türklerin ilk tarihinde bile Oğuz adı geçmektedir.

Türklerde Kurt Simgesi Neden Önemli?

    Tarih boyunca kurt Türkler için kutsal sayılmış ve zamanla da sembol haline gelmiştir. Tüm Çin yıllıklarının Türklere ait olan bölümlerinde ve Türk inanışında kurt her zaman bahsedilen bir varlık olmuştur. Ergenekon Destanı’nda geçen uzuvları kesilmiş çocuk Bugut yazıtlarında geçmektedir. Kabartma olarak resmedilen bu çocuk figürü, Türk kağanı Tapar için dikilen yazıtta yer alır. Türk destanlarında yırtıcı hayvanların rolü büyüktür. Avını kendi yakalayan, yırtıcı ve asaleti olan hayvanlar Türkler için önem teşkil eder. Günümüzde de bu tür hayvanların isimleri kişilere verilmektedir. Örneğin; aslan, şahin, kurt vs. Divanı Lügat-it Türk eserinden Ak Börü efsanesine ve diğer tüm Türk destanlarında kurttan bahsedilmektedir. Kurt siyasi bir görüş sembolü değil tüm Türklerin sembolüdür. Çin’in ejderhayı benimsemeleri gibi kurtta Türklere ait bir sembol olup politik olarak algılanması yanlıştır.
Yorum Yap

Yorum Yap