|
1920 ayaklanması, Mezopotamya'daki aşiretlerin, Şii çevrelerin, aydınlar ve eşrafça desteklenen şehirlerin ve Suriye'ye Fransızların girişini protesto etmek isteyen ve çoğu Osmanlı Ordusu'ndaki Arap kökenli subayların birlikte meydana getirdikleri güçlü bir şahlanıştı. Birden bire toplu bir isyanla karşı karşıya gelen İngilizler, Arap milliyetçilerini Mustafa Kemal'a karşı kullanmayı düşündüler; böylece bu ayaklanmadaki Türk desteğini bertaraf etmeyi planladılar. "Bizim için en büyük tehlike Kemalistler'le Mezopotamya aşırılarının biraraya gelmesidir" diyen Lord Curzon, artık Londra'nın Arap milliyetçiliğine sahip çıkması gerektiğine inanmaya başlamıştı. İşte bu andan itibaren Faysal'ı ikna ederek, onu Irak'taki İngiliz hedefleri için kullanmayı gündeme getirdiler. Artık Faysal için İngilizler, bir formül arayışına başlamışlardı. Ancak, Musul'un İngiliz oyununa gelmeyeceği, bu yöredeki şiddetli Kemalist yanlılarının pek öyle kolay kolay saf değiştirmeyeceği anlaşılıyordu. Mustafa Kemal, yöredeki milliyetçilerle, aşiretler ve onların içinde Acemi Sadun Paşa gibi liderlerle, sürekli temas halinde idi. İngiliz belgelerinden, Türklerden başka, Musul'daki Arap ve Kürt nüfusunun bile Mekke Şerifi Hüseyin ve oğlu Faysal'ın temsil ettiği Hicaz yanlısı değil de, geleceklerinin güvencesi için Anadolu'ya dayanmayı tercih ettikleri anlaşılmaktadır.
Araplar arasında Türk hakimiyetine geri dönmek, Türklerle eşit statüde bir Arap-Türk "Commanwealth"i kurmak isteyenlerin yanısıra, mutlak bağımsızlıkta ısrar eden gruplar da vardı. Dirayetli bir baştan mahrum bulunan direnişçi gruplar, camilerde toplanarak, İngilizlere karşı planlar hazırlıyorlardı. 13 Mayıs'ta Fuad Defterî'nin evinde toplanan ve aralarında Fettah Paşa'nın da bulunduğu Türk yanlısı Araplar İngiliz mandasını reddetmeyi kararlaştırdılar. "Ya Türk mandası, ya da İstiklâl" diyorlardı. Kurdukları örgüte, müdafaa-yı hukukçulardan esinlenerek, "Fedâ-yı Vatan" adını veren Arap milliyetçilerine karşılık, İngilizler hemen harekete geçmemişlerdi; şaşkın bir durumda gelişmelere bir süre seyirci kalmışlardı. Ayaklanmanın büyüklüğü karşısında Hindistan'dan yeni takviye birlikleri getiren İngilizler, ayaklanmayı zorlukla bastırabilmişlerdi.
Ayaklanmanın bastırılmasından sonra İngiliz siyasi hakimi Wilson toplu tutuklamalara ve toplu idamlara başladı. Pek çok milliyetçi aydın ve ileri gelen şahsiyetler sürgün edildi. Olaylarda İngilizler 426 ölü, 1228 yaralı, 615 esir ve kayıp vermişlerdi. Direnişçilerin kayıpları ise, 8420 idi. Ayaklanmanın duyulması üzerine İngiliz kamuoyu ve ordu dehşete kapılmıştı. İngiliz basını İngiltere'nin Irak'ın işgalinden vazgeçmesini istiyor ve Irak'ta yürütülen İngiliz politikasını şiddetle eleştiriyordu. Karşılaştığı bu beklenmedik ayaklanma yüzünden İngiltere zor durumda kalmıştı. Görevden alınan Wilson'un yerine Sir Percy Cox atandı. Büyük zarara yol açan ayaklanma yüzünden, İngiltere büyük çapta mali darboğazlara sürüklenmişti.
[ Geri Dön |
Okunma: 914
|