|
Irak'ın İran'la giriştiği amaçsız ve sonuçsuz savaştan sonra, ülkenin ciddi biçimde ekonomik krize sürüklenmesi, Baas yönetimini halkın gözünden düşürmüştü. Önemli prestij kaybına uğrayan ve halkın da moral gücünün azaldığını gören Bağdat yönetimi, yeni bir macera peşine düştü. Ve bilindiği üzere Irak, 2 Ağustos 1990'da Kuveyt'i işgal etti. Buna bağlı olarak, başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin, Suudi Arabistan'a yönelik muhtemel bir tehdide karşı, büyük çaplı bir askeri harekâta girişmelerine yol açtı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 6 Ağustos'ta aldığı 661 sayılı kararla, Irak ile her türlü ticareti yasaklarken, meşru Kuveyt Hükümetinin mal varlıklarının korunması için üye ülkelere çağrıda bulundu. Irak yönetimi de, bu bunalımdan yararlanarak, İran'la barış sürecini hızlandırdı. 15 Ağustos'ta ansızın taktik değiştiren Irak, Basra Körfezi'ndeki savaşı sona erdirmek için İran'ın öne sürdüğü barış şartlarını kabul etmeğe hazır olduğunu ilan etti. Bu arada Irak'ın, Kuveyt'i işgali konusunda Arap dünyası ikiye bölündü. Ürdün gibi bazı Arap ülkesi Bağdat yönetimine moral destek sağlamakla beraber, çoğu Irak'ın derhal Kuveyt'ten çekilmesini ve bu ülkeye 12 milyar dolara kadar çıkabilecek bir tazminat ödetilmesini istiyordu. Irak'a karşı oluşturulan müttefik güçlerin, 1991'in Ocak ayının 13-14 gecesi saldırıya geçmesi üzerine ülke, bir anda felç duruma düştü. Her türlü haberleşme, yayın ve eletrik, su, gibi telekominikasyon ve altyapısı devre dışı bırakılan Irak'ta halk, büyük panik ve huzursuzluk yaşadı. Bu durum esasen zor durumda olan Irak'ı büsbütün perişan etti. Bir ay zarfında Irak ordusu, her türlü savunma gücünü kaybetmiş oldu. Irak'ın Kuveyt'i boşaltması ve müttefiklere teslim olması üzerine, savaş durdu. Ancak ülkenin ödeyeceği savaş tazminatı ve uygulanan ağır yaptırımlar ülkedeki bunalımı doruk noktasına vardırdı. Buna ek olarak, Irak'a uygulanan ambargo da, zaten zor durumda kalan halkı büsbütün sefalete sürükledi.
Irak'ın güneyinde, özellikle Şii toplulukların yoğun olarak yaşadıkları bölgede, yer yer yönetim aleyhine ayaklanmalar oldu. Kuzey bölgelerinde ise, Kürtler ayaklandı. Ülkede büyük kaos yaşanmağa başlandı. Halkta açlık ve sefaletin yanı sıra, anarşi ve panik korkusu başgösterdi.
Başta Kerkük olmak üzere, bütün Türk bölgelerindeki halk ise, tahriklere kapılmadan, dikkat ve endişe içinde olayların seyrini ve gelişmeleri takip etmeğe başladı. Ancak 18 Mart 1991'de Kerkük'te de Baas yönetimine karşı, kuzeyden gelen Kürtlerin başlattığı bir ayaklanma meydana geldi.
İntifaza olarak başlayan bu ayaklanmada Baas Partisi'nin ele geçen elemanları öldürüldü. Baas Partisi'nin Kerkük'teki ileri gelen ele başlılarının çoğu, aslında Bağdat'a kaçmışlardı. Silahlı Kürt militanlarının Baasçılara karşı giriştikleri bu saldırı, daha sonra Baasçı ve Arap olanların evlerinin yağmalanmasına kadar vardırıldı. Hatta devlet dairelerinin bir çoğu da ateşe verildi. Emniyet, istihbarat ve polis merkez ve müdürlüklerinin arşivleri yakıldı; hapishaneler boşaltıldı, mahkumlar serbest bırakıldı. Parti merkezi ile arşivi ve orada bulunan evraklara el konuldu. Bu arada tapu ve nüfus müdürlükleri gibi, önemli arşiv niteliği taşıyan kurumlar da nisbeten zarar gördü. Şehirdeki yağma ve talanlar 26 Mart tarihine kadar sürdü.
Ayaklanmanın bastırılması için Bağdat'tan yola çıkan ordu birlikleri, 26 Mart'ta Türklerin önemli ilçesi olan Tuzhurmatu'ya ulaştı. Burada masum bir çok Türk, aynı gün askerler tarafından kurşuna dizildi. Bu haksız ve zalim uygulama sonucu şedid edilenler arasında adları tesbit edilenler şunlardır:Mehmet Şakir (şöför), Ahmet Mehmet Ahmet (şöför), Fazıl Kamber (boyacı), Abbas Mehmet Turşucu (esnaf), Sakine Kamber (ev hanımı), Ali Sadık (asker), Aynur Hamit Mustafa (henüz 18 yaşlarına varmış kız öğrencisi idi), Ali Taki (asker), Fazıl Ali (asker) ve Hüseyin Yunus (12 yaşında öğrenci).
Ordu aynı gün Kerkük'e bağlı Tazehurmatu bucağında, birkaç masum Türkü kurşuna dizdi. Şehid edilenler arasında adları tesbit edilenler şunlardı: Asker Taki Beşir (çiftçi) ile Ali Abdullah Hıdır (teknoloji enstitüsü öğrencisi). Böylesine insanlık dışı vahşetler yapan Bağdat yönetiminin, uğradığı başarısızlıkların hıncını, artık halktan çıkarmağa başladığı anlaşılıyordu.
[ Geri Dön |
Okunma: 1355
|