SAYFA: 1/2
 |
Padişahlık Sırası |
2
|
| Saltanatı |
33 Yıl |
| Cülüsu |
1326 |
| Babası |
Osman Gâzi Hân |
| Annesi |
Mal Hatun |
| Doğumu |
1288 |
| Vefâtı |
1359 |
| Kabri |
Bursa'da Osman Gâzi Türbesi'ndedir |
| Erkek Çocukları |
Süleyman Paşa, Birinci Murad, İbrahim, Halil,
Kasım. |
| Kız Çocukları |
Fatma Hatun |
Osmanlı sultanlarının ikincisi. 1281 yılında SöğütâÂ?Â?te doğdu.
Babası Osmanlı Devleti ve hânedânının kurucusu Osman Gâzi, annesi Şeyh
EdebâliâÂ?Â?nin kızı Mal Hâtundur. İslâm terbiyesiyle yetiştirildi. İyi bir eğitim
ve öğretim gösterilerek büyütüldü. Gâzilerin gazâlarını ve meşhur İslâm
mücâhidlerinin, âlimlerinin, evliyâların menkıbelerini dinleyerek şuurlandı.
Osman Gâzinin kumandanları ve arkadaşlarından silah tâlimi gördü. Devrin
silahlarını mahâretle kullanmasını ve muhârebe taktiklerini öğrendi. Osmanlı
Devletinin kuruluşunda hizmet aldı. Küçük yaştan îtibâren devletin teşkilâtlanıp
müesseseleşmesinde lâzım olan tecrübelere sâhip oldu.
Orhan Gâzi, gençliğinden îtibâren Bizans tekfurlarıyla
yapılan gazâlara katıldı. Muhârebelerde gösterdiği muvaffakiyetle babasının ve
gâzilerin takdirini kazandı. 1298âÂ?Â?de Bizanslıların tertiplediği Osman Gâzinin de
dâvet edildiği süikast plânlı düğüne katıldı. Tedbirli hareket eden Osman Bey,
Yarhisar ve BilecikâÂ?Â?i fethederken Bilecik tekfurunun oğluna gelin gitmekte olan
Yarhisar tekfurunun kızı HolofiraâÂ?Â?yı da esir aldı. Holofira İslâmiyeti kabul
edip, Müslüman oldu. Nilüfer adını aldı. Orhan Bey, Nilüfer Hâtunla evlendi.
BabasıOsman Gâzi, 1299 târihinde istiklâlini îlân edince, devleti idârî
bölgelere ayırdı. Orhan Gâzi 1301âÂ?Â?de Sultanönü bölgesinin beyliğine tâyin
edildi. 1302âÂ?Â?de Yenişehir ile İznik arasındaki KöprühisarâÂ?Â?ın fethine gönderildi.
KöprühisarâÂ?Â?ı fethedip, Çavdarlı aşiretinin Osmanlı hudüduna tecâvüzlerinin önüne
geçti. 1315âÂ?Â?te Çavdar beyini esir alıp, Çavdarlı aşîretinin suçlularını
cezâlandırdı. 1317âÂ?Â?de Karatekin, Karacebeş, Tuzpazarı, Kapucuk ve Keresteci
kalelerinin fetih harekâtına katıldı. Muhârebelerde gösterdiği muvaffakiyetle
babası ve gâzilerin kendisine olan güvenini daha da arttırdı. Osman Gâzi, 1320
yılından îtibâren, yaşının ilerlemesi ve romatizmasının şiddetlenmesiyle,
oğlunun idâresini görmek istedi. Orhan Gâziyi seferlerde kumandan tâyin etti.
1321 Mudanya-Gemlik Seferinde, MudanyaâÂ?Â?yı fethetti. BursaâÂ?Â?nın denizle irtibâtını
kesti. 1325âÂ?Â?te BursaâÂ?Â?nın güneyindeki AtranosâÂ?Â?u fethedince, şehrin ablukasını
daha da şiddetlendirdi. 1326 yılında BursaâÂ?Â?nın Pınarbaşı mevkiine gelerek,
karargâhını kurdu. Şehrin kalesini kuşattı. 1314 yılından beri abluka altındaki
Bursa Kalesini kurtarmaktan ve yardımdan ümîdini kesmiş olan kale kumandanı,
teslim şartlarını görüşmeye mecbur kaldı. Orhan Bey, 6 Nisan 1326 târihinde
BursaâÂ?Â?yı teslim aldı. Osman Gâzi BursaâÂ?Â?nın fethini işitince memnun olup, Orhan
Beyi yerine vâris tâyin etti. Diğer evlatlarının ve kumandanlarının Orhan Beye
bîat edip, ona karşı itâatli olmalarını bildirdi. Osman Beyin BursaâÂ?Â?nın
fethinden önce, fetih sırasında veya fetihten sonra öldüğüne dâir kaynaklarda
muhtelif rivâyetler mevcuttur. Ancak bu kaynakların çoğuna göre Osman Bey,
BursaâÂ?Â?nın fethinden hemen sonra vefât etmiş ve Gümüşlü Kümbete
defnedilmiştir.
Osmanlı Devletinin ikinci sultânı olarak tahta geçen Orhan
Gâzi, Alâaddîn Paşayı vezir tâyin etti. Devlet Merkezi YenişehirâÂ?Â?den BursaâÂ?Â?ya
nakledildi. Askerî, idârî faâliyetlere ağırlık verilip, iktisâdî müesseseler
kuruldu. Aşîret kuvvetlerine ilâveten âÂ?Â?yayaâÂ? denilen piyâde sınıfı orduya dâhil
edildi. Orhan Gâzi, 1327âÂ?Â?de BursaâÂ?Â?da gümüş akçesini darbettirdi. Tâyinlerde
bulunup, AkçakocaâÂ?Â?ya Kandıra, Kara MürselâÂ?Â?e İzmit Körfezinin güneyi ve
Abdurrahmân Gâziye de yeni fethedilen Aydos ve SamandraâÂ?Â?nın idâresi verildi. Bu
kumandanlar, bulundukları mevkilerde fetihlerle de vazîfeliydiler.
Osmanlıların Boğaz sâhillerine kadar genişlemeleri BizansâÂ?Â?ı
telâşlandırdı. Türklerin Sakarya Irmağı sâhilinden Karadeniz istikâmetinde
ilerlemesini durdurmak ve İznik kuşatmasını kaldırtmak için, Bizans İmparatoru
Üçüncü Andronikos ordu hazırladı. 1329 yılında İstanbulâÂ?Â?un Anadolu yakasına
geçti. FlokenâÂ?Â?de karargâhını kurdu. Orhan Gâzi, İznik kuşatmasına bir miktar
asker bırakarak, sekiz bin kişilik kuvvetle Bizanslılara karşı harekete geçti.
Maltepe (Pelekanon) mevkiinde düşmanla karşılaştı. 1329 Mayısında meydana gelen
Osmanlı-Bizans muhârebesi, sabahtan akşama kadar sürdü. Bizans İmparatoru bir
günlük muhârebenin sonunda, büyük ümitlerle RumeliâÂ?Â?nden AnadoluâÂ?Â?ya geçirdiği
ordusunun, Osmanlılar karşısında dayanamayacağını anladı. Gece karanlığından
istifâde etmeyi düşünen İmparator, muhârebe meydanından karargâhına dönmek
isterken Orhan Gâzi, fırsatı kaçırmadı. Gece muhârebe şartlarını iyi bilen
ordusuyla Bizanslıları tâkibe geçti.
Bizans ordusu gece taarruzuna uğrayınca, paniğe kapılarak,
birbirine girdi. İmparator yaralı vaziyette canını kurtarabildiyse de, ordusu
imhâ edildi. Savaşı kazanan OrhanGâzi, İznik şehrinin kuşatmasını
şiddetlendirdi. Bizanslıların İznik kumandanı, Pelekanon Muhârebesinin
netîcesini öğrenince, artık kendisine yardım edilemeyeceğini kestirdiğinden,
Osmanlıların adâletine sığınarak teslim oldu. Kaleyi teslim alan Orhan Gâzi,
ahâliden arzu edenlerin eşyâlarıyla birlikte gitmesine müsâade etti.
AyrıcaOsmanlı Devletinin tebaası olarak kalıp, yalnız cizye vermek şartıyla,
âdet ve ananelerini muhâfaza edebileceklerini de îlân etti. Halkın büyük
çoğunluğu Osmanlı idâresini tercih etti. Muhârebe ve kuşatmada eşleri ölen
kadınlar, Orhan Gâziye mürâcaat edip, sâhipsiz kaldıklarını, Müslüman olup,
Osmanlılardan isteyenlerle evlenebileceklerini bildirdiler. Orhan Gâzi, İznikâÂ?Â?in
yerli kadınlarının arzularını îlân edip, isteyenlerin bunlarla
evlenebileceklerini ve bunlarla evlenenlerin İznik muhâfazasında
vazîfelendirileceğini açıkladı. Ayrıca halktan İznikâÂ?Â?te kalıp Müslüman
olmayanlara, İslâmiyetin gayri müslimlere olan huküku tatbik edilip,
vergilendirildi. Osmanlı Devletinin merkezi, geçici olarak İznikâÂ?Â?e taşındı.
Şehir îmâr edilip, İslâmî eserlerle süslendi. Orhan Gâzi, İznikâÂ?Â?in en büyük
kilisesini câmiye çevirtip burada Cumâ namazını kıldı. Manastırını da medreseye çevirtti. İmâret
yaptırdı. Orhan Gâzinin hayırsever hanımı Nilüfer Hâtun, imâret; oğlu Süleymân
Paşa medrese ve diğer hayır sâhipleri de şehirde pekçok sosyal tesis kurdular.
Bundan sonra, bölgenin ticârî bakımdan meşhur şehirlerinden olan İzmitâÂ?Â?in
kuşatılması şiddetlendirildi. Bizans İmparatoru, deniz yoluyla İzmitâÂ?Â?in
yardımına geldi. Orhan Gâzi Osmanlı Devletinin ilk sulh antlaşmasını, İzmitâÂ?Â?in
muhâsarası esnâsında, Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos ile yaparak kuşatmayı
kaldırdı.
1331âÂ?Â?de Taraklı,
Mudurnu ve Göynük kasabaları Osmanlı ülkesine katıldı. 1333âÂ?Â?te Gemlik, 1336âÂ?Â?da
Kirmasti, Mihaliç ve Ulubad kasabaları fethedildi. 1337âÂ?Â?de şiddetli bir şekilde
tekrar kuşatılan İzmit teslim olmak zorunda kaldı. İzmitâÂ?Â?in fethiyle Kocaeli
Yarımadasının tamâmı Osmanlıların eline geçti. Daha sonra Hereke, Yalova ve
ArmutluâÂ?Â?nun da fethedilmesiyle Osmanlı Devletinin hudüdu Boğaz sâhiline dayandı.
BizansâÂ?Â?ın Anadolu ile irtibatı sâdece Şile veBoğaziçiâÂ?Â?nde kaldı. Orhan Gâzinin
BizansâÂ?Â?ı iyice sıkıştırması, Üçüncü AndronikosâÂ?Â?u antlaşmaya mecbur etti. 1341
Osmanlı-Bizans Antlaşmasına göre AnadoluâÂ?Â?daki Şile ve Üsküdar Orhan Gâzinin
akıncılarından emin olmak şartı ile diğer yerler Osmanlı Devletine kaldı.
Diğer taraftan
Karesi beyinin ölümü üzerine, babasının yerine geçen DemirhanâÂ?Â?a muhâlefet eden
kardeşi Dursun Bey ölüm korkusu yüzünden Orhan Gâziye sığındı. Dursun Bey,
birâderlerinin yerine hükümdâr olmak için Orhan Gâziden yardım istedi. Dursun
Bey yardım edildiği takdirde Balıkesir ile berâber bâzı şehirleri Osmanlılara
vermeyi vâd etmesi üzerine Orhan Gâzi, Karesi üzerine sefere çıktı. Demirhan
Bey, Orhan Gâzinin üzerine geldiğini duyunca, BalıkesirâÂ?Â?den BergamaâÂ?Â?ya kaçtı.
BergamaâÂ?Â?nın muhâsarası sırasında Dursun Bey kaleden atılan okla öldü. Teslim
olmaya mecbur kalan Demirhan Bey BursaâÂ?Â?ya getirildi. Balıkesir, Manyas, Edincik,
Kapıdağı ve havâlisi Osmanlı topraklarına katıldı. Bu arada BizansâÂ?Â?taki saltanat
mücâdelesinde taht iddiâcıları Orhan Gâzinin desteğini sağlamak istediler.
Altıncı Yuannis Kantakuzen, kızı TeodoraâÂ?Â?yı Orhan Gâziye verdi. Orhan Gâzi, 5000
Osmanlı askerini Avrupa kıtasına geçirip KantakuzenâÂ?Â?e yardımcı gönderdi. Yardım
için TrakyaâÂ?Â?ya geçen Osmanlı askeri, bölgede keşif yaparak çevreyi tanıdı. Orhan
Gâzinin desteğiyle Bizans tahtına sâhip olan Altıncı Yuannis Kantakuzen, 1347âÂ?Â?de
dâmâdını ÜsküdarâÂ?Â?a dâvet ederek görüştü. Orhan Gâzi ÜsküdarâÂ?Â?da üç gün misâfir
kaldı. Kantakuzen, Bizans tahtındaki yerini sağlamlaştırınca PapaâÂ?Â?yla gizli
irtibat kurdu ve Akdeniz, Ege, İstanbul ve KaradenizâÂ?Â?de koloni rekâbetindeki
Venediklileri destekledi. Buna karşılık Orhan Gâzi de Cenevizlilere yardım etti.
Ayrıca 1352âÂ?Â?de Üsküdar ve Kadıköy ile Marmara adalarını fethettirdi. Kantakuzen
aleyhine Bulgarlar ve Sırplar batıdan harekete geçince Osmanlılara karşı Papalık
ile ittifak içinde olmasına rağmen, Orhan Gâziden yardım istedi. Orhan Gâzi,
Bizanslılardan Gelibolu Yarımadasındaki kalelerden birinin verileceğine âit söz
alınca oğlu Vezir Süleymân Paşa kumandasında on bin kişilik bir Osmanlı kuvveti
gönderdi. Kantakuzen, Osmanlı askerinin yardımıyla DimetokaâÂ?Â?da Bulgar ve
Sırplara karşı başarılı muhârebeler yaptı. Orhan Gâzinin oğlu Süleymân Paşa
AnadoluâÂ?Â?ya dönerken Bizans İmparatorunun Gelibolu Yarımadasında Osmanlılara
verdiği Çimpe Kalesinde asker bıraktı. Osmanlıların 1353âÂ?Â?te Çimpe Kalesine
yerleşmeleriyle RumeliâÂ?Â?deki fetihler için üsse sâhip olmaları, bölgenin
kontrolünü sağladı. 1354âÂ?Â?te GeliboluâÂ?Â?nun fethi ile Avrupa kıtasındaki Osmanlı
toprakları devamlı genişledi. Süleymân Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetlerinin
Bolayır ve TekirdağâÂ?Â?ına kadar, bütün Marmara kıyılarına hâkim olmaları,
KantakuzenâÂ?Â?i telaşlandırdı. Osmanlıları bölgeden atma faâliyeti içine girdi.
Orhan Gâzi ile İzmitâÂ?Â?te görüşüp, Çimpe Kalesini on bin altın karşılığı satın
alabileceğini söyledi ve Osmanlı kuvvetlerinin GeliboluâÂ?Â?dan çıkmalarını istedi.
Orhan Gâzi, teklifleri kabul etmedi. Kantakuzen, Balkan ve Hıristiyan
devletleriyle ittifak kurmak istediyse de müttefik bulamadı. Kantakuzen, 1355âÂ?Â?te
Bizans tahtından indirilince, yerine Yuannis Paleolog getirildi. Yuannis,
Osmanlıların Avrupa kıtasındaki hâkimiyetine karşı koyulamayacağını bildiğinden
Orhan Gâzi ile iyi geçinme yolunu seçti. Orhan Gâzinin oğlu HalilâÂ?Â?i korsanlardan
kurtarıp, on yaşındaki kızını Osmanlı şehzâdesine vermeyi kararlaştırdı. Ancak
daha sonra Papalık ile münâsebetlerde bulundu. Hattâ BizansâÂ?Â?ın Ortodoksluğu
bırakarak katolikliğe geçmesini plânladı. Böylece Lâtin devletlerinden daha çok
yardım alacağını ümit ediyordu. Buna karşılık Orhan Gâzi fetih hareketini
hızlandırdı. Süleymân Paşa, 1356 senesinde Doğu TrakyaâÂ?Â?ya geçerek Malkara ile
Keşan ve ÇorluâÂ?Â?yu aldı. Bölgedeki Osmanlı hâkimiyetini kuvvetlendirmek için
AnadoluâÂ?Â?dan Türk-İslâm nüfüsu getirilerek iskân edildi. Rumeli fütühatında,
Osmanlıların yerli ahâliye iyi muâmelesi, din, mezhep, dil hoşgörüsü; can, mal,
ırz, emniyeti sağlaması, bölgeye sulh, sükün, huzur ve refâh getirdi.
TrakyaâÂ?Â?da bu son fetihlere
kardeşi Murâd Beyle devâm eden Süleymân Paşa, 1359 senesinde bir avı tâkibi
sırasında düşerek kırk üç yaşında vefât etti. Rumeli fethine Gâzi Murâd Bey
devam etti. Oğlunun vefâtına ziyâdesiyle üzülen Orhan Gâzi rahatsızlandı.
Veliahtlığa getirdiği Murâd Beye şu nasîhatlarda bulundu:
âÂ?Â?Oğul, saltanatına mağrür olma.
Unutma ki, dünyâ, hazret-i SüleymânâÂ?Â?a kalmamıştır. Unutma ki, dünyâ saltanatı
geçicidir, lâkin büyük bir fırsattır. Allah yolunda hizmet ve Peygamber
efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) şefâatine mazhariyet için, bu fırsatı
iyi değerlendir. Dünyâya âhiret ölçüsüyle bakarsan ebedî saâdeti fedâ etmeye
değmediğini göreceksin. Oğul! Rumeli Hıristiyanları rahat durmayacaktır, sen o
cânibe yürü. Rumeli fethini tamamla. KostantiniyeâÂ?Â?yi ya fethet, yâhut fethe
hazırla, civardaki Türk beyleriyle mesele çıkarmamaya çalış. Ahâli her ne kadar
bizi istese de başlarında bulunan beyler, beyliklerinden geçme taraftârı
gözükmez. Daha bir zaman idâre edecekler, lâkin sonunda olmuş meyve gibi avucuna
düşecekler. AnadoluâÂ?Â?da gâile çıkmazsa Rumeli işini rahat halledersin. Bu yüzden
AnadoluâÂ?Â?nun sessizliğini bozmamaya gayret et. Cennetmekân babam Osman Gâzi Han,
Söğüt ve DomaniçâÂ?Â?ten ibâret bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz AllahâÂ?Â?ın izniyle
beyliği hanlığa çevirip sultanlığı ikmal ettik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın.
Osmanlıya iki kıta üstünde hükmetmek yetmez. Zîrâ iâÂ?Â?lâ-yı kelimetullah azmi
dünyâya sığmayacak kadar yüce bir azimdir. Selçuklunun vârisi biz olduğumuz gibi
RomaâÂ?Â?nın vârisi de biziz. Oğul, KurâÂ?Â?ân-ı kerîmâÂ?Â?in hükmünden ayrılma. Adâletle
hükmet. Gâzileri gözet. Dîne hizmet edenlere hizmeti şeref say.
Fakirleri doyur. Zâlimleri ise cezâlandırmakta tereddüt gösterme. En kötü
adâlet, geç tecellî eden adâlettir. Sonunda hüküm isâbetli dahi olsa, geciken
adâlet zulümdür. Oğul, biz yolun sonuna geldik, sen daha başındasın. Cenâb-ı
Mevlâ saltanatını mübârek kılsın.âÂ?Â
1360âÂ?Â?ta rahatsızlığı
artarak vefât etti. BursaâÂ?Â?daki Gümüşlü KümbetâÂ?Â?e defnedildi.
Şahsiyeti nesillere örnek
mâhiyette olan Orhan Gâzi, halîm selîm olup, son derece merhametliydi.
Kolay kızmaz, kızınca da
belli etmezdi. Askerlerini ve tebeasını kendisinden fazla korurdu. Muhârebelerde
zâyiât durumuna dikkat ederdi. Zâyiâta sebep olacak yerlerin fethini kuşatmayla
kolaylaştırıp, teslimini beklerdi. Çok âdildi. Dîni bütün bir Müslüman olup,
ülkede İslâm hukükunu tereddütsüz tatbik ettirirdi. Orhan Gâzinin İslâm ahlâkına
hayrân olup adâletine gıbta eden Hıristiyanlar, kendi soyundan ve dîninden
hânedânların yerine, Osmanlı idâresini tercih ederlerdi. İyi bir teşkilâtçı,
cesur bir kumandan olduğu gibi mükemmel bir idâreciydi. İlme, âlimlere ve gönül
sultanı mânevî şahsiyetlere hürmetkârdı. Âlimlerin sohbetinde bulunup, onlarla
istişâre ederdi. Ãmâr ve iskân siyâsetine önem verip, devrinde fethedilen
beldelere Türk-İslâm nüfüsu yerleştirirdi. Osmanlı ülkesinin nüfüzunu arttırıp,
devleti müesseseleştirdi.
Devletin topraklarını altı misli
büyüten Orhan Gâzinin vefâtı sırasında Osmanlı Devleti Bilecik, Bursa,
Balıkesir, Bolu ve civârı, Kocaeli, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale, İstanbulâÂ?Â?un
birkaç kalesi hâriç Anadolu yakası, Ankara, Ayaş, Beypazarı, Nallıhan,
Kızılcahamam, Haymana, Polatlı, Soma, Kırkağaç, Domaniç, Bergama, Dikili, Kınık,
Marmara Adaları, TrakyaâÂ?Â?da Tekirdağ, Lüleburgaz, İpsala, Keşan gibi şehir ve
kalelere hâkim bulunuyordu.
Orhan Gâzi, Sultan olunca, devlet
teşekküllerini kuvvetlendirdi ve yenilerini kurdu. Saltanatının üçüncü yılında
hükümdârlık alâmetinden olarak BursaâÂ?Â?da gümüşten akçe kestirdi. Akçenin bir
tarafında Kelime-i şehâdet ile Hulefâ-i RâşidînâÂ?Â?in (radıyallahü anhüm) isimleri
yâni; Ebü Bekr, Ömer, Osmân ve Ali yazılı idi. Diğer tarafında; Orhan bin Osman,
basıldığı târih olan H.727 ve Osmanlıların mensup olduğu Kayı boyunun damgası
vardı.
Osmanlı Devletinde ilk fütühatı
yapanlar aşîret kuvvetleri olup, hepsi atlı idi. Bu kuvvetler uzun süre muhâsara
hizmetlerinde bulanamadıkları için muvaffakiyetler gecikiyordu. Orhan Gâzi, bu
yüzden BursaâÂ?Â?nın fethinden sonra, askerî teşkilâtta yenilikler yaptı. Türk
gençlerinden dâimî ve esaslı bir yaya ordusu kuruldu. Askerî birliklerde onluk sistem tatbik edildi.
Piyâde askerler, onar, yüzer kişilik manga ve bölüklere ayrıldı. On kişiye
onbaşı ve yüz kişiye yüzbaşı zâbitler tâyin edildi. Bin mevcutlu kuvvetlerin
başındakilere de binbaşı rütbesinde subaylar tâyin edildi. Müsellem denilen
süvârî kuvvetinin otuz askeri, bir ocak kabül edildi. İlk plânda biner kişilik
birlikler hâlinde kurulan yaya ve müsellem askerlerinin sayıları zamanla
arttırıldı. Günlük birer akçe olan ücretleri, iki akçeye çıkartıldı. Ayrıca
muhârebe dışında işleyebilecekleri arâziler de verildi. Timar sisteminin
tatbikiyle askerî hizmete tâyin edilenlerin miktârı, tertip edilen kadroyu çok
geçtiğinden, bunların nöbetle sefere gitmeleri ve sefere gidenlere,
gitmeyenlerin yardımcı olmaları kânun hâline getirildi. Sefere gitmeyenlere
âÂ?Â?yamakâÂ? denildi. Yamaklara yardım karşılığı ücret verilirdi.
Osmanlı devlet teşkilâtı
ilk defâ Orhan Gâzi zamânında teşkil olundu. İlk devlet teşkilâtında Anadolu
Selçukluları ile İlhanlıların teşkilâtları örnek alınarak bir hükümet
mekanizması kuruldu. Bunun esâsı Beylik merkezindeki dîvândı. Bu dîvâna devlet
reisi olan pâdişâh başkanlık ettiği gibi îcâbında pâdişâh adına vezir de
başkanlık yapabilirdi. Osmanlı Devletinin ilk veziri Orhan Gâzinin tâyin ettiği
Hacı Kemâleddîn oğlu Alâeddîn Paşa idi. Vezirler âÂ?Â?paşaâÂ? ünvânını taşırlardı.
Devletin askerî ve idârî bütün işlerinde pâdişâha yardımcı olurlardı. Şehir ve
kazâlar kâdı ve subaşıların idâresindeydi. Kâdı, idârî ve adlî; subaşı da
âsâyişle askerî işlere bakardı. Orhan Gâzi devrinde en yüksek kâdılık makâmı
Bursa kâdılığı olup, tâyinlere de bakardı.
Orhan Gâzi devrinde
fethedilen beldeler, ilmî, mîmârî ve sosyal tesislerle süslendi. İznik
fethedilince, manastırını medreseye çevirterek ilk Osmanlı medresesini kurdu.
Yine İznikâÂ?Â?te yaptırmış olduğu imâretin açılışında kendi eliyle fakirlere ve
gâzilere aş dağıttı. Ahâlisinden müslim ve gayri müslim hiç kimsenin aç ve
açıkta kalmamasına gayret etti. BursaâÂ?Â?da, câmi, imâret, tabhâne, yol, köprü ve
hamamlar yaptırdı. Hanımı Nilüfer Hâtun da; İznikâÂ?Â?te bir imâret, Nilüfer Çayı
üzerinde köprü ve çeşme gibi pekçok hayrât inşâ ettirdi. İlk Osmanlı medresesi
olan İznik Medresesinin müderrisliğine zâhirî ve bâtınî ilimlerde derin âlim
Dâvüd-i Kayserî tâyin edildi. Dâvüd-i Kayserî, Şeyh-i Ekber Muhyiddîn-i Arabî
hazretlerinin Füsüs-ül-Hikem adlı eserini Matla-ı Husüs-il-Kelim fî Şerh-i
Füsüs-ül-Hikem adıyla şerh edip, talebelerine okuttu. Bu eser, güzel İslâm
ahlâkının Osmanlı topraklarında yayılmasında rol oynadı.
Orhan Gâzi, gâzilerin
yetişmesinde, yeni fethedilen yerlerin İslâm beldesi olmasında, fetih öncesi
hazırlıkların yapılmasında, cihâd esnâsında askerin şevke getirilmesinde büyük
emekleri geçen âlimler ve dervişlere de hürmet edip onların barınmaları ve
hizmetlerini kolayca îfâ edebilmeleri için, tekke ve zâviyeler yaptırdı. Bu
dervişlerden Geyikli Baba ve Derviş Murâd meşhurdur.
Orhan Gâzi, vefât ettiği
zaman; Murâd, İbrâhim ve Halil ismindeki üç oğlu hayatta idi. Süleymân Paşa ve
Kâsım isimlerindeki oğulları kendisinden önce vefât etmişlerdi. Süleymân Paşa
ile Murâd Bey, Yarhisar tekfunun kızı Nilüfer HâtunâÂ?Â?dan Halil Bey ve Kâsım Bey,
Bizans kayseri KantakuzenâÂ?Â?in kızı TeodoraâÂ?Â?dan; İbrahim Bey ile Fatma Sultan, Rum
prensesi olan AspurçaâÂ?Â?dan doğmuştur. Kendisinden sonra oğlu Sultan Birinci Murâd
Han Osmanlı sultânı oldu.
Sonraki Sayfa (2/2)

Okunma: 3626
|