|
 |
Padişahlık Sırası |
19 |
| Saltanatı |
39 Yıl |
| İslâm Halifelik Sırası |
84 |
| Cülûsu |
8 Ağustos 1648 |
| Babası |
Sultan İbrahim Hân |
| Annesi |
Hatice Turhan Sultan |
| Doğumu |
2 Ocak 1642 |
| Vefâtı |
6 Ocak 1693 |
| Kabri |
İstanbul Yeni Camiî
Turhan Vâlide Sultan
Türbesi'ndedir |
Osmanlı sultanlarının on
dokuzuncusu, İslâm halifelerinin seksen dördüncüsü. Babası Sultan İbrahim Han
olup, annesi Hadice Turhan Sultandır. 1642’de 1/2 Ocak gecesi, İstanbul’da
doğdu. Doğumuna çok sevinilip donanma şenlikleri yapıldı. Şehzâdeliğinde, İmâm-ı
Şâmi Yûsuf Efendi, Şâmi Hüseyin Efendi ve diğer kıymetli hocalardan ders alarak
yetiştirilmeye başlandı. Tahsil, terbiye ve talimini, 7 yaşındayken (8 Ağustos
1648) sultan olduktan sonra da devam ettirdi.
Sultan Dördüncü Mehmed
Hanın çocukluğundan, devlet kademelerindeki nüfuz sâhipleri istifâde etti.
Bunlardan bâzılarının kötü idâreleri ve ehil olmayanların işbaşına getirilmeleri
neticesi devletin mâlî, mülkî ve askerî durumu sarsıldı. Saltanatının ilk
yıllarındaki iç ve dış hâdiseler, 15 Haziran 1656 târihinde Köprülü âilesinden
Mehmed Paşanın sadrâzamlığa tâyinine kadar devam etti. Köprülü Mehmed Paşanın
sadârete (başbakanlığa) gelmesiyle, Dördüncü Mehmed Han devrinde esaslı
ıslâhâtlar yapılıp, İstanbul’da ve ülke içinde asâyiş sağlandı. Ordu ve donanma kuvvetlendirildi.
Çanakkale Boğazı girişine kadar gelen Venedik ve diğer Hıristiyan devletlerin
gemileri, 19 Temmuz 1657’de kaçırıldı. Bozcaada ve Limni düşman işgalinden
kurtarıldı. Âsi Erdel prensi üzerine sefere çıkılarak, 1 Eylül 1658’de Yanova
Kalesi ele geçirildi. Erdel, harp tazminâtı vermeyi ve on beş bin altınlık
haracı, kırk bin altına çıkarmayı kabul etti. Kırım Hanı Mehmed Giray, Rusları
12 Temmuz 1659’da Konotop’ta mağlûb ederek, elli bin esir alıp, yüz yirmi bin
Rusu imhâ etti.
Dördüncü Mehmed Han, Köprülü
Mehmed Paşanın iç ve dış işlerindeki başarılı icraatlarını takdir ederek, onun
vefâtından sonra oğlu Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşayı, 30 Ekim 1661’de
Sadrazamlığa tâyin etti. Osmanlı hududunu ihlal eden Avusturyalılar üzerine 12
Nisan 1663’te sefer açılarak, Serdar-ı ekremliğine Fâzıl Ahmed Paşa getirildi.
1663’te baylayan Avusturya harpleri, 10 Ağustos 1664 Vasvar Antlaşmasıyla
neticelendi. Arâzi bakımında olduğu gibi askerî ve siyâsî yönden de kârlı
çıkılan Avusturya Seferinden sonra, 1666 yılında Girid Seferine çıkıldı. Fâzıl
Ahmed Paşa, Girid Adasının Kandiye Kalesini kuşatırken, fethin gecikmesi
üzerine, Sultan Dördüncü Mehmed Han, 18 Ağustos 1668’de sefere çıktı. Sultan
Mehmed Han Girid’e geçmek üzere Eğriboz’a giderken, Kandiye’nin fethi haberi
verilince geriye döndü. Lehistan Kralının, Osmanlı himâyesini kabul eden Ukrayna
Kazaklarına saldırması üzerine, Lehistan’a sefer açıldı. 4 Haziran 1672
târihinde Birinci Lehistan Seferine çıkan Dördüncü Mehmed Han, 27 Ağustos’da
Kamaniçe’nin teslim alınması neticesinde Osmanlı ordusuyla birlikte süratle
Podolya’ya girdi. Lehistan Kralı anlaşma istedi. 18 Ekim 1672 Bucaş
Antlaşmasına göre; Podolya Osmanlı Devletine, Ukrayna Türk himâyesini kabul
eden Kazak Beyine verilecekti. Lehistan,
yıllık 220.000 altın haraç vermeyi kabul etti. Papa ile Almanya’nın yardım
teklifi üzerine tesir altında kalan Lehistanlılar, Bucaş Antlaşmasını ihlâl
ettiler. 7 Ağustos 1673’te İkinci Lehistan Seferine çıkan Dördüncü Mehmed Hanın
Ukrayna’ya girmesiyle Lehliler, tekrar anlaşma istediler. 27 Ekim 1676 Zorawno
Antlaşmasıyla Podolya ile Ukrayna Osmanlı Devletine bırakıldı.
Sultan Dördüncü Mehmed Han, Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşanın 1676 Kasım ayı
başında vefâtıyla Merzifonlu Kara Mustafa Paşayı sadrâzamlığa getirdi. 1677’de
Ukrayna’nın Rus istilâsına uğramasıyla, Lehistan serdârı İbrahim Paşa ile Kırım
Hanı Selim Giray, Kazakların merkezi olan Çehrin Kalesini kuşattılar. 1678
baharında Rusya Seferine çıkan Dördüncü Mehmed Han, yol üzerindeki Silistre’den
sonra yerine sadrıâzam Mustafa Paşayı gönderdi. İki yüz bin Rus, Alman, Kazak ve
diğer milletlerden meydana gelen müttefik düşman kuvvetlerinin müdâfaa ettiği
Çehrin Kalesi, Osmanlı ordusunun yaptığı şiddetli taarruzlara dayanamayarak,
1677 yılı Ağustos ayının 20/21. günü gecesi düştü. Şiddetli topçu ateşi
sebebiyle kalede çıkan yangında düşman ordusu, yanarak veya can havliyle
atıldıkları, nehirde boğularak yok oldu.
1680 yılında Rusların harp hazırlıkları haberi alındığında Dördüncü Mehmed
Han 29 Ekim 1680’de İkinci Rus Seferine çıktı. Osmanlı seferinden çok korkan
Ruslar, Sultân’ın Edirne’ye gelmesiyle, Kırım Hanı Murâd Giray vâsıtasıyla
anlaşma istediler. 11 Şubat 1681’de imzâlanan Osmanlı-Rus Antlaşmasına göre; iki
devlet arasında Özi Nehri hudut kesildi. Avusturya Kralının Macar
milliyetçilerini imhâ hareketine karşı, Macarlar, Osmanlılardan yardım istedi.
Sultan Mehmed Han, 9 Ocak 1682’de Macar milliyetçilerinin lideri Tökeli İmre’yi
Orta Macaristan Kralı tanıdı. Mehmed Han Tökeli İmre’ye mücevher bir topuz,
Budin Beylerbeyliğine de Hatt-ı Hümâyun göndererek yardım edilmesini ve yeni
krallığın Avusturyalılardan kurtarılmasını emretti. Budin Beylerbeyi İbrahim
Paşa, Tökeli İmre’nin yardım istemesiyle, 27 Temmuz 1682’de, Orta Macar Seferine
çıktı. 15 Ağustos 1682’de Orta Macaristan’ın merkezi olan Kaşa Kalesi
fethedilerek, Tökeli İmre, Macar milliyetçilerinden on iki bin gönüllü askeriyle
krallık tahtına oturtuldu.
Yabancı devletlere karşı tavizsiz bir siyâset tâkip eden Vezir-i âzam Kara
Mustafa Paşa, Fransız gemilerinin Sakız Adasında küstahca davranmasını protesto
ederek, Fransa Kralından tazminât aldı. Avusturya’nın tekrar tekrar antlaşma
istemesine rağmen, devamlı tecavüzkâr bir siyaset takip etmesi üzerine, Dördüncü
Mehmed Han, 12 Ekim 1682’de sefere çıktı. Avusturya Seferinde Sultan’ın
Belgrad’da kalmasıyla, Sadrâzam Kara Mustafa Paşaya Serdar-ı ekremlik vazifesi
verildi. Papalığın Avusturya’ya yardım ederek Lehistan’la ittifak kurması
üzerine, 27 Haziran 1683 târihindeki Harp meclisinde Viyana’nın fethine karar
verildi. 14 Temmuz 1683’te Avusturya’nın merkezi Viyana Osmanlılarca ikinci defa
kuşatıldı. Serdar-ı ekrem Kara Mustafa Paşanın Viyana kuşatmasını kaldırıp, geri
çekilmesiyle, 15 Aralık 1683’te sadrâzamlığa Kara İbrahim Paşa tâyin edildi.
Dördüncü Mehmed Han, Osmanlı Devletini en geniş hudutlara kavuşturmasından
sonra, 1683 geri çekilişiyle mevziî harpler kazanılmasına rağmen Macaristan
elden çıktı. Dalmaçya kıyıları ve Yunanistan, Venediklilerin tecâvüzüne uğradı.
Avrupa devletleriyle muhârebeler, 26 Ocak 1699 târihinde imzâlanan Karlofça
Antlaşmasına kadar devam etti. Antlaşmadan on iki yıl önce 8 Kasım 1687
târihinde Dördüncü Mehmed Han tahttan indirilmişti. Otuz dokuz yıl Osmanlı
sultanlığı yapan Dördüncü Mehmed Han, 6 Ocak 1693 târihinde, vefâtına kadar
Edirne’de oturdu. Vefât edince İstanbul’a getirildi ve Yeni Câmi yanındaki
annesi Turhan Vâlide Sultanın türbesine defnedildi.
Osmanlı Devletinde Kânûnî Sultan Süleyman Handan sonra en fazla tahtta kalan
pâdişah Dördüncü Mehmed Handır. Yaratılışı icâbı mutedil, kadirşinas, vefâkâr
olup, verdiği söze sâdık bir şahsiyete sâhipti. Ava, edebiyata, târihe merakı
olup, sohbet dinlemeyi severdi. Dindardı, beş vakit namazını cemaatla kılardı.
İçkiyi ve imâlatını yasakladı. Dîne sonradan karıştırılan bütün hususların
kaldırılması için uğraştı. Kahvehâneleri kapattırıp, oyuncu ve çalgıcıları
İstanbul’dan uzaklaştırdı. Sadrâzamlığı Köprülü âilesine verip, idârede serbest
bıraktı. Kendisi de, savaşlardan zaman kaldıkça çok sevdiği sürek avlarına devam
etti. Ava merakından dolayı “Avcı” lakabı verildi. Zamanında Osmanlı Devleti en
geniş hudutlarına kavuşarak, dünyâ siyâsetinde faal rol oynadı.
Dördüncü
Mehmed Han devrinde, kıymetli ilim adamları ve sanatkarlar yetişti. Her sâhada
kıymetli eserler yazıldı. Mehmed Bahaî, Abdülaziz, Tulumcuzâde Abdurrahman,
Memikzâde Mustafa, Hocazâde Mes’ud, Hanefî, Balizâde Mustafa, Bolevî Mustafa,
Mehmed Esirî, Sunizâde Mehmed Emin, Minkarîzâde Yahya, Çatalcalı Ali, Ankaralı
Mehmed Emin, Debbağzâde Mehmed Efendiler şeyhülislâmlık yaptılar. İçlerinde
kıymetli eserler yazıp, talebeler yetiştiren şahsiyetler vardır. Seyyid
Feyzullah, Ayşî Mehmed, Hıbrî Ali efendiler, fıkıh, edebiyat, lügat ve diğer
ilimlere âit eserler yazdılar. Peçevî İbrahim, Kâtib Çelebi, Karaçelebizâde
Abdülaziz, Vecihî, Hezarfen Hüseyin, Ebû Bekr bin Behram Dımışkî, Ömer Avni,
Rodosizâde Abdullah efendiler: Târih, teşkilât, coğrafya ve seyahatnâme
sahasında; Kavalalı Abdulhalim bin Abdullah, Cerrah Mehmed bin Murâd, Mehmed bin
Ali, Talatî Çelebi, Sâlih bin Nasrullah, Ebî Bekr-i Rasî, Hayâtizâde Mustafa
Feyzi, Abdullah Ahmed bin Beşir efendiler tıbba dâir; Molla Mehmed, Mustafa bin
Yusuf, Kâtibzâde Mustafa bin Mehmed matematik sâhasında; Cevrî İbrahim, Nâilî-i
Kadim, Neşatî Ahmed Dede, Fasih Ahmed, Mezakî Süleyman efendiler edebiyata dâir;
Derviş Ali, Tenekecizâde İbrahim, Hâfız Osman, Beyazizâde Ahmed, Dukakinzâde
Derviş Mehmed, Şeyh Sunullah, Nefeszâde Seyyid İbrahim ve Tokatlı Ahmed
efendiler hattatlıkta kıymetli eserler meydana getirdiler. Dördüncü Mehmed
devrinde inşâası tamamlanıp, ibâdete açılan Yeni Câmi, Osmanlı mîmârîsinin
şaheserlerindendir. Yeni Câmi yanındaki Mısır Çarşısı, bu câmiye vakıf olarak
yapılmıştı.
[ Geri Dön |
Okunma: 1960
|