|
ENVER PAŞA
TURAN ORDUSU KUMANDANI ENVER PAŞA
...
Asıl adı İsmail Enver'dir. İstanbul Divanyolu'nda
doğdu, Doğumu ile ilgili olarak Türkçe ve Almanca
otobiyografilerinde farklı tarihler verilmektedir (23 Kasım
1881 Çarşamba, 6 Aralık 1882 Çarşamba). Ailesi Manastırlı olup
babası, önceleri Nâfıa Nezâreti fen memurluğu yapan, daha
sonra surre emini olan sivil paşalık rütbesine yükselen Ahmed
Bey, annesi Ayşe Hanım'dır. Küçük yaşta gösterdiği aşın İstek
sebebiyle henüz üç yaşında iken ibtidâi mektebine kaydedildi.
Ardından Fâtih Mekteb-i İbtidâisi'ne girdi. Bu okulun ikinci
sınıfında iken babasının Manastır vilâyeti Nâfia fen
memurluğuna tayini üzerine öğrenimine bu şehirde devam
ettikten sonra yine aynı yerde askeri rüşdiye ve askerî idadi
tahsilini tamamlayarak Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne'ye girdi.
Daha o sıralarda, yüksek okullarda yaygın olan II. Abdülhamid
aleyhten propagandadan etkilendiği otobiyografisinden
anlaşılan Enver Bey, Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne'yi dokuzuncu
olarak bitirip erkânı harp sınıfı için ayrılan kırk beş
kişilik kontenjan içerisine girmeyi başardı.
Erkânıharp eğitimi sırasında bir defa Yıldız Sarayına
götürülerek sorgulandıysa da hüküm giymedi. Ancak bu
dönemdeki İttihat ve Terakki Cemiyeti faaliyetlerine
katılmadığı kesindir. Sınıf ikincisi olarak okuldan mezun
olduktan sonra 1903 yılı Ocak ayında erkânıharp yüzbaşısı
rütbesiyle Manastır'daki 13. Seyyar Topçu Alayı'na tayin
edildi. Bu esnada Bulgar çetelerinin takip ve tenkili için
yapılan harekâta katıldı, 1903 yılı Eylülünde Koçana'da
bulunan 20. Piyade Alayı'nın birinci bölüğüne nakledildi.
Nisan 1904 tarihinde Üsküp'teki 16, Süvari Alayı'nda
görevlendirildi. Aynı yılın Ekim ayında İştip'teki alaya giren
Enver Bey iki ay sona "sunûf-i muhtelife" hizmetini
tamamlayarak Manastır'daki karargâhına geri döndü. Burada
erkânıharp dairesinin birinci ve ikinci şubelerinde yirmi
sekiz gün çalıştı. Ardından Manastır Mıntıka-i Askeriyyesİ
Ohri ve Kırçova mıntıkaları müfettişliğine tayin edildi. 7
Mart 1905'te kolağası oldu. Bu görev sırasında Bulgar, Rum ve
Arnavut çetelerine karşı girişilen askerî harekâtta üstün
başarılar gösterdiğinden dördüncü ve üçüncü Mecidi, dördüncü
Osmani nişanlan ve altın liyakat madalyası ile ödüllendirildi:
13 Eylül 1906 tarihinde binbaşılığa yükseltildi. Bulgar
çeteleri-ne karşı yürüttüğü faaliyet onun üzerinde
Milliyetçilik fikirlerinin etkili olmasında rol oynadı. Bu ay
içinde Selanik'te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ne on
ikinci üye olarak katıldı. Manastır'a dönüşünde cemiyetin
buradaki teşkilatım kurma faaliyetinde bulundu. Bu
faaliyetleri, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile merkezi Paris'te olan Osmanlı Terakki ve
İttihat Cemiyeti'nin birleşmesi ve ilk örgütün Osmanlı Terakki
ve İttihat Cemiyeti Dahili Merkez-i Umumisi adını almasından
sonra daha yoğun olarak sürdürdü. Terakki ve İttihat Cemiyeti
tarafından başlatılan ihtilal girişimlerine katıldı.
Faaliyetinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul'a davet edildi.
Ancak 24 Haziran 1908 akşamı dağa çıkarak ihtilalde öncü rol
oynadı.
Tikveş'teki örgütlenme faaliyetinden sonra 21 Temmuz
1908'de Köprülü'ye geçen Enver Bey, 23 Temmuz 1908 tarihinde
II Abdülhamid'in Meclis-i Mebusan'ı yeniden toplantıya çağıran
iradesi sonrasında Selanik'e giderek bu şehirdeki kutlamalara
katıldı. Dağa çıkan subaylar arasında en kıdemlisi olduğundan
ve Kolağası Niyazi Bey ile beraber en önemli faaliyeti
gerçekleştirdiğinden bir anda "kahraman-ı hürriyet" haline
geldi ve bu tarihten itibaren yeniden Osmanlı İttihat ve
Terakki Cemiyeti adını kullanmaya başlayan örgüt içindeki
askeri kanadın önde gelen isimlerinden biri oldu. 23 Ağustos
1908'de Rumeli Vilayeti Müfettişliği refakatine verilen Enver
Bey, 5 Mart 1909'da 5000 kuruş maaşla Berlin askeri ataşesi
olarak görevlendirildi.
31 Mart Vak'ası üzerine geçici olarak yurda dönen Enver
Bey İstanbul'da Hareket Ordu'-suna katıldıktan sonra tekrar
Berlin'e gitti. 12 Ekim 1910 tarihinde Birinci ve İkinci Ordu
manevralarında hakem olarak görev yapmak üzere yeniden
İstanbul'a geldi ve kısa bir şiire sonra geri döndü. Mart
1911'de İstanbul'a gelen Enver Bey, 19 Mart 1911'de
Makedonya'daki çete faaliyetlerine karşı alınacak tedbirleri
denetlemek ve bu alanda rapor hazırlamak üzere bölgeye gitti.
Enver Bey dolaştığı Selanik, Üsküp, Manastır, Köprülü ve
Tikveş'te bir yandan çetelere karşı alınacak tedbirler
üzerinde çalışırken öte yandan İttihat ve Terakki Cemiyeti
ileri gelenleriyle görüştü. 11 Mayıs 1911 tarihinde İstanbul'a
döndü. 15 Mayıs 1911'de Sultan Mehmed Reşad'ın yeğenlerinden
Naciye Sultan ile nişanlandı. 27 Temmuz 1911'de Malisör isyanı
sebebiyle İşkodra'da toplanan İkinci Kolordu'nun erkânıharp
reisi olarak Trieste üzerinden İşkodra'ya gitmek üzere
İstanbul'dan ayrıldı. 29 Temmuz'da ulaştığı İşkodra'da Malisör
isyanının bastırılması, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin
Arnavut üyeleriyle olan meselelerinin hallinde önemli rol
oynadı. Daha sonra Berlin'e geçtiyse de İtalyanlar'ın
Trablusgarp'a saldırmaları üzerine yurda döndü.
3 Eylül 1911 tarihinde Selanik'te yapılan İttihat ve
Terakki Cemiyeti merkez-i umumi toplantısında İtalyanlar'a
karşı bir gerilla savaşı yürütmesi fikrini savunan Enver Bey
bu görüşünü diğer örgüt üyelerine de kabul ettirdi. 8 Ekim
1911'de padişah ve hükümet yetkilileriyle görüştükten sonra
İskenderiye'ye gitmek üzere 10 Ekim 1911'de İstanbul'dan
ayrıldı. Mısır'da ileri gelen Arap liderleriyle çeşitli
temaslar kurup 22 Ekim'de Bingazi'ye hareket etti. Çölü
geçerek 8 Kasımda Tobruk'a ulaştı, l Aralık 1911 'de
Aynülmansûr'da askeri karargahını kurdu. İtalyanlar'a karşı
yapılan muharebe ve gerilla harekatında büyük başarılar elde
etti. 24 Ocak 1912 tarihinde bu görevine ilaveten Bingazi
mutaasarrıflığına tayin edildi. 10 Haziran 1912'de kaymakam
oldu. Kasım 1912 sonlarında Balkan Savaşı'na katılmak üzere
Bingazi'yi terkederek tebdili kıyafetle İskenderiye'ye, oradan
de bir İtalyan gemisiyle Brindisi'ye gitti. Viyana
üzerinden İstanbul'a dönen Enver Bey, l Ocak 1913'te Nazım Paşa
ile görüştü. Harbiye nazırı ile Kamil Paşa'nın istifaya
zorlanması ve yerine savaşa devam edecek bir hükümetin
kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Daha sonda bu fikri,
Kamil Paşa'nın görevde kalmasını isteyen Sultan Mehmed Reşad'a
da kabul ettirmeye ça-îıştı.
Enver Bey ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri
gelenleri 23 Ocak 1913 tarihinde Bâ-biâli Baskını'nı
gerçekleştirdiler. Enver Bey öncü rol oynadığı bu hükümet
darbesinde Kamil Paşa'ya İstifanamesini imzalattı. Ardından
padişahı ziyaret ederek Mahmud Şevket Paşa'nın sadarete
getirilmesini sağladı. 12 Haziran 1913'de Mahmud Şevket
Paşa'nın hallinden sonra ülke yönetimine fiilen el koyan
İttihat ve Terakki içindeki askeri kadronun da lideri haline
gelen Enver Bey, hayati kararların alınmasında etkili oldu. II
Balkan Savaşı sırasında 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye girişi
toplum nezdindeki prestijini daha da artırdı. 15 Aralık
1913'de Miralay, 3 Ocak 1914'te Mirliva, aynı tarihte Ahmed
İzzet Paşa'nın yerine Harbiye nazırı oldu.
8 Ocak 1914 tarihinde aynı zamanda Erkan-i Harbiye-i
Umumiyye reisliği görevini üstlenen Enver Paşa yeni görevinde
büyük bir gayretle, I. Balkan Savaş'nda bozguna uğrayan
Osmanlı ordusunun yeniden düzenlenmesine çalıştı. II.
Abdülhamid dönemin yaşlı paşalarının tamamına yakın bir kısmı
emekli edildi ve genç subaylar orduda önemli göreve getirildi.
Enver Paşa'nın mahiyetinde çalışmış olan İsmet İnönü ve Kazım
Karabekir gibi subaylar onun bu çabalarının başarılı olduğunu
kabul ederler. Enver Paşa'nın bu düzenlemesi bir anlamda
Cumhuriyet'in kuruluşunda önemli rol oynayan a kadronun da
Osmanlı ordu teşkilatında yükselmesini sağladı. Enver Paşa,
Harbiye n sırasında "enverîye" adı verilen askeri ve aynı adla
anılan, sesli, sessiz harflerin her harfinin ayrı yazılması
ile uygulanan bir yazı gibi yenilikler yaptı. 5 Mart 1914
tarihim Naciye Sultan ile evlenen Enver Paşa, İttihat i
Terakki Cemiyeti tarafından Almanya ile ittifak anlaşması
sağlamak İçin girişimlerde bulunmak üzere görevlendirildi.
Enver Paşa'nın ilk girişim ve teklifleri Alman
İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi Hans von Wangenheim
tarafından reddedildi. Daha sonra Avusturya-Maceristan
yetkililerin de baskıları ile Wangenheim'ın Şansölye Betmann
Hollweg'in itirazlarına neden olan Kayser II. Wilhelm'in şahsi
emriyle Ağustos 1914 tarihli ittifak anlaşması ile Genel
kanaatin aksine, ittifak anlaşması Almanlar'dan gelmediği gibi
bu alanda yanaşmamakta uzun süre direnen de Alman
İmparatorluğu olmuştur. Dolayısıyla Enver Paşa'nın Osmanlı Devleti'ni bir oldu bitti sı cunda
Almanlar'la ittifak anlaşması imzalat zorladığı tezi doğru
değildir; ayrıca hiç bir büyük Avrupa devleti tarafından
ittifaka ne dahil edilmeyen Osmanlı Devleti'nin Alman
ittifakını sağlaması gerektiği konusunda İttihat ve Terakki liderlerinin tamamı aynı
kaanati taşıyordu.
10 Ağustos 1914 günü Çanakkale
önüne gelen Goeben ve Breslau buharlı Alman savaş gemileri
peşlerindeki İngiliz gemilerinden kaçabilmek için giriş izni
isteyince kendisiyle görüşen Kress von Kressenstein'in
talebiyle Enver Paşa re'sen verdiği bir emirle gemilerin içeri
alınmasını ve eğer takip etmek isterlerse İngiliz gemilerine
ateş açılmasını emretti. Olayları yaşayan bazı subaylar, 22
Ekim 1914'de Enver Paşa'nın Amiral Souchon'a Karadeniz'deki
Rus donanmasına saldırması için şifahi emir verdiğini iddia
etmektedirler. Ancak bu konuda yazılı bir emir 25 Ekim 1914'te
Enver Paşa tarafından amirale gönderilmişti. 29 Ekim 1914 günü
Karadeniz'e manevra gerekçesiyle çıkan Osmanlı donanmasının
Rus Çarlığı liman ve gemilerine saldırısı sonrasında Enver
Paşa, müttefiklerine tazminat ödeyerek tarafsızlığın korunması
fikrini savunan hükümet üyelerine karşı savaşa giriş tezinin
en hararetli savunucusu oldu.
Savaşa girilmesinden sonra Enver Paşa Harbiye nazırı
olarak askeri harekatın yönetimini de ele aldı. Ancak
kendisinin tamamen bir Alman kuklası olup onların isteklerini
yerine getirmeye çalıştığı şeklindeki görüşler doğru değildir.
Bizzat Alman belgeleri, Enver Paşa'nın çeşitli hususlarda
Alman askeri yetkilileriyle çatıştığını göstermektedir. Enver
Paşa'nın I. Dünya savaşı sırasındaki fiili tek kumandası
Kafkas cephesinde olmuştur. 14 Ekim 1918 tarihinde Talat Paşa
kabinesinin istifası ile Enver Paşa'nın da Harbiye nazırlığı
sona erdi ve 1-2 Kasım 1918'de İttihat ve Terakki'nin diğer
yedi lideriyle birlikte Ülkeden ayrıldı.
Enver Paşa ülkeden ayrılmadan önce Sadrazam Ahmed İzzet
Paşa'ya yazdığı mektupta kullandığı ifadeler, onun
Azerbaycan'da müstakil bir Türk hükümeti kurmaya çalışacağı
intibasını uyandırmaktaydı. Nitekim Kırım'da Berlin'e giden
arkadaşlarından ayrılarak amcası Halil Paşa ve kardeşi Nuri
Bey'in denetiminde bulunan Kafkasya'daki ordu birliklerine
ulaşmak üzere oraya hareket etti. Ancak kayalara bindiren
takanın batması sonucunda bunu gerçekleştiremediği gibi
bölgedeki birliklerin etkisiz hale getirilerek kumanda
heyetinin tutuklandığım öğrenince de Berlin'e gitmeye karar
verdi. Nisan 1919'da Berlin'e gidip Babelsberg semtine
yerleşti ve Almanya'da yeniden teşkilatlanmaya çalışan İttihat
ve Terakki'nin faaliyetinde rol oynadı; ayrıca İngilizler'le
de çeşitli pazarlıklarda bulundu, fakat bu alanda bir anlaşma
sağlanamadı. Enver Paşa Talat Paşa ile birlikte 1919 Ağustos
ayı sonunda Bolşevik liderlerinden Kari Radek'i tutuklu
bulunduğu hücresinde ziyaret etti. Radek İttihat ve
Terakki'nin bu iki liderini Moskova'ya davet etti. 10 Ekim
1919 tarihinde Mehmet Ali Sami takma adı ve Rusya'daki Türk
Hilal'i Ahmar temsilcisi bir doktor kimliğiyle uçakla
Berlin'den Moskova'ya hareket eden Enver Paşa, 13 Ekimde
Königsberg'e ve 15 Ekim'de Shiaulai'ye (Litvanya) vardı. Daha
sonra Abe-li'ye iniş yapan uçak yolcuları Litvanya yetkilileri
tarafından göz altına alındılar ve Kaunas'sa gönderildiler.
Enver Paşa Kaunas'taki hapishanede iki ay geçirdikten sonra
tekrar Berlin'e döndü.
Bu sırada hapisten çıkan Radek'in talebi üzerine bazı
İttihat ve Terakki liderleri Moskova'ya hareket ettiler ve 27
Mayıs 1920 tarihinde burada buluştular. Berlin'de kalan Enver
Paşa'da çeşitli temaslardan sonra Altman adına düzenlenmiş
sahte belgelerle yola çıktı. Ancak bu uçağı yine zorunlu iniş
yapınca tekrar yakalandı ve Riga hapishanesine götürüldü.
Burada bir komünist, bir Alman yahudisi olarak muamele gören
Enver Paşa tekrar serbest bırakıldı. 1920 Ağustos ayının
başında üçüncü defa Berlin'i terk eden Enver Paşa Stettin,
Königsberg, Mingskve Somalengk üzerinden 16 Ağustos tarihinde
Moskova'ya ulaştı. Burada gayet iyi karşılandı ve Kremlin'in
büyük duvarına bakan Sopiskaia Naberezhnaya semtindeki bir
konuk evine yerleştirildi.
Enver Paşa eski ittihatçı arkadaşları ve Orta Asya'dan
gelen temsilcilerle görüştü. Ayrıca Çiçerin, Radek, Zinoiev ve
Lenİn ile görüşmeler yaptı ve Sovyet-Alman temaslarında
arabuluculuk görevini üstlendi. Berlin'den Moskova'ya
gelmesinde yardımcı olan eski arkadaşı Hans von Seect'e
yazdığı 25 ve 26 Ağustos tarihli iki mektuba göre, Troçki ve
temsilcisi E.M. Skliansky'le yaptığı görüşmelerde Anadolu
hareketine silah yardımında bulunulmasını istedi ve söz dahi
aldı. îslâm İhtilal Cemiyetleri İttihadı adında bir örgüt
kurdu. Enver Paşa 1-8 Eylül 1920 tarihinde Bakü'de gerçekleşen
Doğu Halkları Kongresi'ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı
temsilen katıldı. Ankara hükümeti de kongrede İbrahim Tali
(Öngören) tarafından temsil edildi. Ancak bu kongre önemli sonuçlar doğurmadı. Sovyetlerin
ihtilalci grupları değil, Mustafa Kemal, Rıza Şah,
Çang-Kay-Şek Emanullah Han gibi tarafsız liderlerin
yönetimlerini destekleme kararları Enver Paşa'nın işini
zorlaştırdı. Ekim 1920 başlarında yeniden Berlin'e döndü ve
Lüksgrunewald semtine yerleşti. Daha sonra İsviçre'ye giden
Enver Paşa burada Hakkı Paşa ile görüşerek Rusya'dan
Anadolu'ya askerî yardım göndermek üzere bir gizli teşkilat
kurmaya karar verdi. Komitede H. Von Seect'in eski yaveri
binbaşı Fischer ve Alman harb bakanlığında askeri teçhizat
sorumlusu yüzbaşı Kress'de bulunmaktaydı. Ancak Moskova'dan
gerekli maddi yardım sağlanamadı. Halil Paşa'mn Enver Paşa'ya
yazdığı 4 Kasım 1920 tarihli mektuba göre bu alandaki yeni
taleplerde Karahan tarafından reddedildi. Enver Paşa 1921
Şubat! ı sonunda yeniden Moskovaya gitti ve burada
Çiçerin ve yeni Ankara hükümeti temsilcisi Bekir Sami Bey'le
çeşitli görüşmeler yaptı. 16 Temmuz 1921'de Mustafa Kemal
Paşa'ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri
hakkındaki şikayetleri ve Anadolu Hareketine el koyma
iddialarına karşı çıktı. 30 Temmuz'da Ankara'ya yönelik Yunan
saldırısı başladığında Enver Paşa diğer İttihatçı liderlerle
birlikte Anadolu'ya geçme fikriyle Batum'a gitti. Bu sırada
Trabzon'daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'de onu destekliyordu. 5
Eylül'de burada yapılan ve Halk Şuralar Fırkası Toplantısı
olarak ilan edilen İttihatçı toplantısında Ankara'daki
T.B.M.M.'ne İttihatçı sürgünlerle soğuk ilişkilerin sona
erdirilmesi içinde başvuruda bulunması kararlaştırıldı. Ancak
Sakarya zaferi Enver Paşa'nın planlarının bir defa daha
bütünüyle değişmesine yo! açtı. Baku'yu terk eden Enver Paşa
Tiflis. Aşkabat ve Merv'e uğradıktan sonda Ekim 1921 tarihinde
kendisine refakat eden Teşkilat-ı Mahsusa eski liderlerinden
Kuşçubaşı Hacı Sami ve diğer bazı İttihattçılarla birlikte
Buhara'ya gitti.
8 Kasımda Türk subaylarla birlikte tekrar yola çıktı ve
19 Kasım'da Akbulağ, 21 Kasım'da Başçardak kışlağında ve 24
Kasım'da Gurgantepe'ye ulaştı. Burada Cedidci Alehytarı Lakay
İsmalil Bey'in esiri durumuna geldi. Şubat 1922 sonunda
buradan kurtulan Enver Paşa Ruslara karşı savaşan Basmacıları
örgütlemek için tekrar Duşanbe ilerisindeki kışlaklara gitti.
24 Temmuz'da Rusların Duşanbe'yi alması üzerine geri çekilerek
Satılmış Kışlağına vardı. Buradan Belcuvan bölgesindeki
Âbıderyâ köyüne geçti ve son karartı; burada kurdu. 4 Ağustos
1922'de karargahta düzenlenen Kurban Bayramı töreninde
mahiyetinde kalan askerlerle bayramlaşırken ani bir Rus
baskınına uğradı; yanındaki otuza yakın atlıyla yöneldiği
Çegan tepesi mevkiinde giriştiği çarpışmada ön safta
vuruşurken öldürüldü.
Enver Paşa'nın eşyaları müfreze kumandanı Kulikof
tarafından Taşkent'e gönderildi. Buradan daha sonra
Moskova'daki askeri müzeye nakledildi. Cenazesi Âbıderyâ
köyünde toprağa verildi.
Enver Paşa'nın siyasi ve askeri kariyeri hakkında
değişik ve birbiriyle çelişen yorumlar yapılmıştır. 1908
ihtilalinde oynadığı rol, Trablusgarp Harb'indeki başarıları
sebebiyle kamuoyunda büyük prestij kazanan Enver Bey'in
aleyhine Mondros Mütearekesi'nin ardından bir kampanya
başlatılmış, 1922 sonrasında ise yeni rejim Enver Paşa ve
arkadaşlarını gereksiz yere l. Dünya Savaşı'na
girilmesinden sorumlu tutmuş, mütareke dönemi faaliyetleride
bir maceracı olarak yorumlanmıştır. Belirli dönemlerde leyhine
ve aleyhine yoğun yayın yapılmalısı, Enver Paşa hakkında
ojektif bir değerlendirilme yapılmasını güçleştiren temel
sebep olmuştur.
Yetiştirdiği dönemin Osmanlı zabitanı içinde kendini
geliştiren Enver Paşa Makedonya'daki çete savaşlarında
gösterdiği başarılarla sivrilmiştir. 1908 hareketinde öncü
rolü onu halk kahramanı mertebesine getirdiği gibi İttihat ve
Terakki Cemiyeti içindeki durumunu da güçlendirmiş, 1913
Babıali Baskınından itibaren gerek bu örgütün askeri kanadının
gerekse Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri haline gelmiştir. ş Bu
dönemde kendi kaleminden çıkan mektuplar, Enver Paşa'nın
Fransızca ve Almancayı iyi düzeyde kullanabilen ve batı
düşünürlerin kitaplarını okuyan bir kişi olduğunu
göstermektedir. Enver Paşa'nın l. Dünya savaşına
girilme-sindeki sorumluğu ve rolü ise son dönemlerinde
yayımlanan Alman ve Avusturya belgelerinden anlaşıldığına göre
daha ziyade Goeben ve Bresleu zırhlılarının boğazlardan
geçirilmesi ve Rus limanlarının bombardımanı emrinin verilmesi
çevresinde şekillenmektedir. Onun Mütareke sırasındaki
faaliyetleri ise özellikle son dönemlerde yayımlanan
belgelerin ışığı altında şahsi girişimler olmaktan ziyade
İttihat ve Terakki kadrosunun faaliyetleri olarak
değerlendirilmelidir. Ancak Enver Paşa'nın maceracılık
boyutlarına varan hareketleri konusunda yorumda bulunulurken
içinde yaşadığı çağın da bir macera çağı olduğu hesaba
katılmalıdır.
BELCIVAN
FERYADIM BOĞSUN DÜNYA'NIN BÜTÜN
VARLIĞINI;
ÜMİDİM SON İPİNİ DE KOPARIP
ATSIN!
GAZAPTAN TİTREYEN GENÇ BİR
YİĞİDİN
DOLMUŞ MERMİLER SİNESİNE TAŞ
GİBİ,
DAĞLARDA ÖZGÜRLÜK DİYE GEZEN BİR
GEYİĞİN
MATEMLER İNMİŞ KARA
GÖZLERİNE.
DERYALAR, DALGALAR TİTRETEN BİR
YİĞİT,
YEDİĞİ DARBELERİN KAHRINDAN
YIKILIP KALMIŞ,
KURTULUŞ YILDIZI SANKİ HİÇLİĞE
KARIŞMIŞ
SENİN SON CANINI DA DÜŞMANLAR
ALMIŞ.
MARMARA BOYLARI, EDİRNE
YOLU
ÇATALCA OVASI, BOĞAZ GEÇ İD
t,
KARPAT DAĞLARI, TRABLUS
ÇÖLLER!
GÜZEL SELÂNİK'İN ŞİRİN
BAHÇELERİ.
ŞEHİTLERİN YÜZÜNE DAMLAYAN
NURLAR,
BİZİ KAN AĞLATTI BU KARA
HABER.
BERLİN SOKAKLARI YİĞİDİN
BİRİNİ
DOPDOLU KOYNUNA ALIP
SARDI,
TİFLİS'İN HAVALARI DA BİR
KURTARICI YİĞİDİ
KARA KANLARA BOYAYIP TOPRAĞA
SALDI.
TARİHİN RENGİNİ KANLARLA
KARARTIP DOLDURAN
EN SON ÜMİDİMİZİ DE KANA BOYADI
O BELCİVAN
AH NASIL UĞURSUZ ZAMANLAR
GELMİŞ,
FERYADIM DÜNYA'NIN VARLIĞINI
BOĞUP ÖLDÜRSÜN,
KAPKARA BAHTINA ŞEYTANLAR
GÜLSÜN!
Özbek Şairi Çulpan'ın
Enver
Paşa'nın şehâdeti üzerine yazdığı şiir
SEMERKANT
-1992
[ Geri Dön |
Okunma: 2363
|