|
İsa Yusuf Alptekin
"Gönül arzu eder ki, Türkistan meselesinin halledilmesi davasında öncülük şerefi, Türkiye'nin hakkı olsun...."
İsa Yusuf Alptekin 1901 yılında Kaşgar vilayetine bağlı Yenihisar
kazasında dünyaya gelir. Babası Yusuf Bey aynı kazaya bağlı SAYLIK
köyünde çiftçilikle uğraşan Kasım Hacı Muhammed Ali isimli bir zatın
oğludur.
Annesi
Ayşe Hanım da yine Yenihisar'a bağ1ı ''YENİ ÖSTEN'' köyünde çiftçilikle
uğraşan Hasan isimli bir zatın kızıdır. İsa Yusuf Bey hatıralarında
annesinin okuma yazma bilmediğini belirtir. Ama doğum tarihini doğru
tespit ederken de annesinin verdiği bilgilerden faydalanır. Babası önce
köy mektebine vermiş daha sonra Çinli kaymakamın zoruyla Yenihisar'da
Çince öğretim yapan bir okula gönderilmiş. Bu okulu bitirdikten bir
müddet sonra onu Paraç'a bey olarak tayin etmişler. İsa Yusuf Alptekin
babasının tayin beratını bulur ve üzerindeki tarihin 1901 olduğunu
görür. Böylece daha evvel bazı eserlerinde 1908 olarak gösterilen doğum
tarihi 1901 olarak kesinleşir.
Yukarıda İsa Yusuf Beyin anne ve baba tarafından çiftçilikle uğraşan
ailelere bağlandığını söylemiştik. Bu mücadele adamının 12 Mayıs 1991
günü kendisini ziyaretimizde söylediği ''90yaşındayım gözlerim
görmüyor, ama mücadele azmimden ve vatana bağlılığımdan hiçbir şey
kaybetmedim.'' mealindeki sözlerini bu açıdan değerlendirmekte de fayda
vardır. Kanaatimizce, onu toprağa ve mücadeleye böylesine bağlayan,
geleneklerle birlikte, çiftçilikle uğraşan ailelerin çocuğu oluşudur.
Çiftçinin
hayatım bağladığı var1ıkları. toprağı ve hayvanlarıdır. Fakat bunları
işlerken, yetiştirirken, pek çok tabii zorluklara da karşı koymak
zorundadır. İşte bu iki unsur gelenekle, milli kültürle ve düşünceyle
birleştiği zaman; sade vatandaş seviyesindeki toprağa bag1ılık ve
mücadele ruhu birden, vatan sevgisine, milliyetçiliğe ve vatanı
istilalardan temizlemek yolunda girişilen cihat ruhuna dönüşür.
Bizim
İsa Yusuf Bey'in hayatını incelerken, çocukluğundan bu yaşına kadar
devam ede gelen ana çizgilerden birinci olarak tespit ettiğimiz budur.
İsa Yusuf Bey'in ailesi hayli kalabalık olarak görülüyor. Ailenin tam
12 çocukları olmuş. Ancak bunlardan 9'u doğumdan hemen sonra veya daha
çocuk iken vefat etmişler. Ailenin hayatta üç oğlu kalmış: 1937 yı1ında
Rus işgal kuvvet1eri tarafından feci şekilde öldürülen Hüseyin ve Kansu
eyaletinin merkezi Lencu ' da bir ameliyat esnasında vefat eden
Abdullah ağabeyleri ve bir de İsa Yusuf Alptekin.
İsa Yusuf Bey bu üç kardeşin en küçüğüdür.
Babası
onu din alimi olarak yetiştirmek ister. Yakup Ahun Mollanın hocalık
yaptığı mektebe kaydettirir. İsa Yusuf burada Kur'an-ı Kerim okuduğu
sıralarda Çin kaymakamı nüfuz sahibi Müslümanların çocuklarını Çin
mektebine yazdırmalarını ister. Yusuf Bey de oğlunu Çin okuluna
yazdırır.İsa Yusuf bir taraftan da Semar Ahun Helfetim adlı din
aliminden dini dersler alır. Çin okulunda da İsa Yusuf�un gelişiyle
birlikte günde iki saat Türkçe dersi okutulmaya başlar. İsa Yusuf
Bey'in tahsil hayatı Çin okulu ve okuduğu birkaç medresede aldığı
eğitimle sınırlı ka1ır .
Onu
asıl daha sonra görevli olarak bulunduğu Batı Türkistan'daki
tecrübeleri yetiştirecek ve Doğu Türkistanlı mücadele adamını karar1ı
bir lider haline getirecektir .
İsa
Yusuf Bey'in yetiştiği diğer bir ocak da, bu gün Çankın yöresinde
yaygın olarak görülen YAREN MECLİSLERİ�NİN Doğu Türkistan'daki şekli
olan MEŞREB MECLİSİ�DİR. Meşreb, belirli bir hiyerarşinin uygulandığı,
çeşitli meslek gruplarına mensup kişilerin haftada birkaç defa
toplanarak oluşturdukları ahlaki ve terbiyevi bir ocaktır.
İsa
Yusuf Bey bu mecliste YİĞİTBAŞLILIK derecesine kadar yükselir. Meşrebe
dahil kişilerin ne şekilde yetiştiklerini göstermek bakımından bu
mecliste uygulanan kurallara da bir göz atmak lazımdır.
1- Anne ve babaya saygı, sevgi, itaat ve sadakatte kusur etmemek,
2- Dini vecibeleri yerine getirmek,
3- İçki, esrar gibi zararlı maddeleri kullanmamak,
4- Haramdan, yalan ve riyadan kaçınmak,
5- Büyüklere hürmet, küçüklere şefkat göstermek, muhtaçlara hizmet ve yardımda bulunmak,
6- Meşreb den gayri gecelerde eve erken dönmek.
İsa
Yusuf Bey Çin mektebinde okuduğu yıllarda çalışma hayatına da adım
atar. Onun ilk işi, senede birkaç ay toprak vergisi toplamada vergi
memurlarına yardımcı olmaktır.
Çin
lisanı ile eğitim veren okula Türkçe muallimi olarak görevlendirilme;
1923 yılında Yenihisar'a kaymakam olarak gelen "Çin De Li" ye Türkçe
öğretme işi, bu iş sırasında kaymakamın güvenini kazanıp, yabancılar
arasındaki anlaşmazlıklara bakan bir makam olan harici irtibat
memurluğu ve memuriyetten istifa, İsa Yusuf Bey'in ilk memuriyet
yıllarının özeti sayılabilir. İsa Yusuf Bey, 1926 yılında ilk defa Doğu
Türkistan sınırları dışına çıkar .
''Çin
De Li'' Yenihisar'daki kaymakamlığından sonra Endican şehrine konsolos
olarak atanır. Yanında İsa Bey'i de götürür. 1926 yı1ının Nisan ayında
başlayan yolculuk, Endican'da noktalanır.
Üç
yıl Endican, üç yıl da Taşkent'te olmak üzere İsa Yusuf Bey Batı
Türkistan'da 6 yıl kalır. Bu süre içinde Batı Türkistan�ın diğer
şehirlerine, Çin'e ve Doğu Türkistan 'ın bazı mühimşehirlerine
seyahatler yapar. Orada Rusların, komünizmi ve Çin'den daha değişik bir
dünyayı tanımak imkanını bulur. Batı Türkistan'daki milliyetçilerle
görüşür, tanışır ve işbirliğiyollarını araştırır. Orada bulanan Doğu
Türkistanlılara yardım eder. Komünizm tehlikesinekarşı uyarır.
1923 yılında evlendiği dayısının kızı Fatma Hanımla, babası Yusuf
Bey'le annesi Ayşe Hanım'ın ölümlerinden sonra 1929 da tekrar beraber
olurlar. Endican'a giderler.
Batı
Türkistan'da görevli olduğu yıllarda İsa Yusuf Bey�i etkileyen en mühim
hadiselerden biri de Özbek Türklerinin milli şairi Çolpan ile
Taşkent'te görüşmüş olmasıdır .Onunla yarı gizli denilebilecek bu
görüşmede Çolpan'ın söylediği şu sözler İsa Bey'i derinden etkiler:
''İsa Bey, gerek biz, gerek siz için yapılacak şey, adam
yetiştirmek;her şeyden anlayacak adam yetiştirmek; ne çektiysek
adamsızlıktan çektik. Türkiye'ye, Almanya�ya çok miktarda talebe
göndermek lazım''
İsa
Yusuf Bey, yanında bulunduğu konsolos Çin De Li görevden alınınca 13
Mayıs 1932'deBatı Türkistan'dan ayrılır. 2 Haziran 1932 tarihinde de
Pekin'e gelir. Nankin ve Tenzin şehirlerinde bulunan Çinli Müslümanlar
ve Doğu Türkistanlılarla görüşmeler yapar .
1933'te ''Doğu Türkistanlı Vatandaşlar Cemiyeti'ni kurar ve ''Çin Türkistan'ının Avazı'' isimli mecmuayı çıkarır .
12
Kasım 1933'te Kaşgar merkez olmak üzere Doğu Türkistan'da istiklal ilan
edilir. Hacı Hoca Niyaz Cumhurbaşkanı seçilir. Fakat 3 Ekim 1934'te Ma
Cun Yın isimli Çin komutanı Mehmet Emin Buğra Bey'in ordusunu yener ve
bu hükümet düşürülür .
Bu
sıralarda İsa Yusuf Bey Nankin şehrindeki milliyetçi faaliyetlerine
devam etmektedir. 18 Eylül 1936 günü Çin Millet Meclisi üyeliğine
seçilir. 1938'de ''Cemiyet-i Akvam-ı Mazaharat Türk Kurumu , adlı
cemiyettarafından Japon-Çin anlaşmazlığı konusunda Çin'e taraftar
toplamak için görevlendirilmesi neticesinde yanında Çin!i bir
tercümanla İslam ülkelerini ve Türkiye'yi ziyaret eder . İlk durağı
Hindistan olur. Burada Muhammed Ali Cinnah ile görüşür. 29 Kasım'da
görüştüğü kişi ise Gandi�dir.
29
Ocak 1939'da Suudi Arabistan'da Ma!iye Bakanı Abdullah Süleyman ve
KralAbdülaziz Bin Suud'u ziyaret eder. Oradan Mısır'a geçer. Vapur
yolculuğu sırasındaTürkiye nin'nin Cidde konsolosu Talat Acar Bey ile
uzun uzun sohbet etmek imkanını bulur .
Ona ''Doğu Türkistan davasını, Çinlilerin zulmünü Türk yetkililerine anlatmak istediğini'' söyler.
1
Mart 1939'da Kahire'dedir. Mısır Parlamento reisi Behaddin Bereket
Paşa, Veliahd Prens Muhammed Ali Paşa ve Üniversite hocaları ile
yazarlar, din adamları İsa Yusuf Bey'in görüştüğü ve Türkistan davasını
anlattığı şahıslardan bazılarıdır .
İsa Bey 6 Mayıs 1939 günü İstanbul'a gelir. Önce Doğu Türkistan�lı hemşehrileriyle görüşür .
Memduh
Şevket Esendal ile fikir alışverişinde bulunur. 16 Mayıs 1939 da
Ankara'ya gider. Dış İşleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu, Dil ve Tarih
Coğrafya Fakültesinde Hamit Zübeyir Bey ve Alman Profesör Eberhard ile
görüşmeleri olur .
Başbakan Dr .Refik Saydam, Prof. Dr .Fuat Köprülü, Uluğ İğdemir, Besim
Atalay, Hasan Ali Yücel, Prof. Dr. Abdulkadir İnan, Abdülhalik Renda,
Osman Turan, Emin Bilgiç ve nihayet Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile
görüşür .
Fakat
bu görüşmelerden dişe dokunur bir netice alamaz. Türkiye fakir bir
ülkedir, kendi yağıyla kavrulmak mecburiyetindedir. Hariciyeciler
çekingen davranmaktadırlar .
Mesela
Doğu Türkistan ismini telaffuz etmekten çekinmektedirler. İsa Bey, her
görüştüğü kişiye bıkmadan, usanmadan Doğu Türkistan davasını anlatır.
Velev ki müspet bir cevap alamasın. Hiç 0lmazsa onu dinliyorlar ya, Bu
ona yetmektedir. Nihayet 8 Eylül 1939'da Beyrut'a gelir. Lübnan ve
Irak�ta ziyaretler yapar . 17 Ekim'de İran'ı, 20 Kasım'da Afganistan'ı
ziyaret ederler. Afgan Kralı Muhammed Zahir Şah onu kabul eder.İsa Bey,
Afganistan�da Doğu Türkistanlı mücahit Mehmet Emin Buğrayı da ziyaret
eder. Tekrar Hindistan'a gelir ve 1940 yılının Mart ayında Çin'e dönüş.
İsa Bey'in iki yıl süren ziyaretlerinin sonudur. O artık mücadelelerine
Çin'de devam edecektir.
6
Nisan 1943'te Mehmet Emin Buğra Bey, ailesiyle birlikte Çin'e döner. Bu
arada İsa Bey'in Çin anayasasında Doğu Türkistan lehine bazı
değişikliklerin yapılmasını istemesi, Çinlilerin öfkesine sebep olur.
İkinci
Dünya Harbinin son yılında Çan Kay Şek. İsa Yusuf ve Mehmet Emin Buğra
Beylerle görüşmeyi kabul eder, ama bu görüşmeden de bir netice çıkmaz.
Çinlilerin baskıları sonucu 21 Eylül 1944 yılında Ali Han Töre isimli
dini liderin öncülüğünde İli'de bir ayaklanma olur. 7 Kasım 1944'te
''Şarki Türkistan Cumhuriyet�i'' kurulur. Beyaz zemin üzerinde fetih
suresinin birinci ayetini taşıyan bir bayrak ve yeşil zemin üzerinde ay
yıldızlı bir başka bayrak bu cumhuriyetin İstiklal alametleri olur.
Ruslar
bu hükümetin aleyhinde çalışmaya başlarlar. Çan Kay Şek ayaklanmayı
bastırmak için uzlaşma yolları arar. İli�den gelen bir heyete
görüşmeleri için Mesut Bey, Mehmet Emin Buğra Bey ve İsa Bey'in
Urümçi'ye gitmelerine izin verir. Bu görüşmelerden beklendiği ölçüde
faydalı neticeler çıkmaz.
General
Can Ci Cu başkanlığında Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin 'in de
bulunduğu bir Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti kurulur.
İli ayaklanmasından sonra gerek müzakereler, gerekse eyalet hükümetinin
kuruluşu sırasında Türkler arasındaki parçalanmalar dikkat çekicidir
.Mesela kendi ifadesine göre, İsa Bey'in hükümette yer alması İli'liler
tarafından istenmemektedir. Halbuki O, Yenihisar Batı Türkistan ve
Çin'de bulunduğu sıralarda politik yolla halkına pek çok hizmet ve
yardımlarda bulunmuştur.
Rusların
ve Çinlilerin kışkırtmaları ile derinleşen bu ayrılıklar, sadece Doğu
Türkistan'ın değil, bütün Türk dünyasının esarete düşmesinin en mühim
sebebidir denilebilir .
Bizim
70'li yıllarda şahid olduğumuz sağ-sol kavgasının 1944'1erde Doğu
Türkistanlı Türk gençleri arasında kanlı-bıçaklı bir şekilde devam
ettiğini okumak hakikaten üzücü, ama ibret vericidir .
İsa
Bey 1946'da ''Üç Prensip Gençler Teşkilatı�nın Doğu Türkistan şubesini
açar. ''Altay Neşriyat Evi'' ni kurar. ''Erk'' gazetesini çıkarmaya
başlar. Haftada bir toplantılar tertip eder .
29
Mayıs 1947'de Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti'nin Başkanlığı Türkler'e
verilir. Mesut Sabri Eyalet hükümeti Başkanı, İsa Yusuf da bu hükümetin
Genel Sekreteri olur.
1948'de
Altayların ünlü mücadele adamı Osman Batur, Urümçi�ye gelerek İsa Yusuf
Bey'i ve Doğu Türkistan hükümetini ziyaret eder. Osman Batur'un nasıl
karşılanacağının kararlaştırılması sırasında da, İsa Yusuf Bey'in
dediği gibi ''milli şuura kavuşamamış olmaktan'' pek çok ayrılık
sesleri yükselir. Bir müddet sonra 17 Temmuz 1948'de, Rus aleyhtarı
politika takip ettikleri gerekçesiyle Mesut Bey ve İsa Yusuf Bey
hükümetten azledilirler.
Daha
sonra Çan Kay Şek bu iki lideri Çin'e davet eder. Fakat bu davet
reddedilir. Bu arada Kızıl Çin tehlikesi de gittikçe yaklaşmaktadır.
Türkler arasında General Tao'nun harb etmeden Doğu Türkistan'ı Kızıl
Çin'e teslim edeceği haberleri yayılmaktadır. 1948 Kasım'ında Çin
komünistleri Pekin'i işgal ederler. Nankin'e doğru ilerlerler. Çan Kay
Şek istifa eder. 1949 sonbaharında İsa Yusuf ve beraberindeki heyet.
Kızıl Çin kuvvetlerine karşı direnen generalleri ziyaret ederler.
Onların mücadele azmini arttırmaya çalışırlar. Fakat artık bozgun
başlamıştır. Kızıl Çin kuvvetleri Doğu Türkistan'a doğru ilerlemektedir
.
İsa
Yusuf Bey ve arkadaşları uzun müzakereler sonucu, güçlerinin Kızıl Çin
kuvvetlerine karşı koymak için yeterli olmadığını düşünerek, hicret
kararı alırlar .İsa Bey 20 Eylül 1949 gece yansı Urümçi�den ayrılır. 22
Eylül'de Kuçar şehrinde Mehmet Emin Buğra ile buluşur. 27 Eylül�de
geldiği Kaşgar dan 1 Ekim 1949 da ayrılır.
21
ekim 1949 tarihinde ise Doğu Türkistan 'ın sınır kasabasından İsa Yusuf
Bey ve yanındaki yüzlerce kişi ayrılır. Artık çileli ve uzun sürecek
bir gurbet hayatı başlamaktadır.
Çok
tehlikeli ve meşakkatli bir dağ yolcululuğundan sonra 11 Aralık 1949
günü Keşmir sınırındaki Ladak kasabasına varırlar. İsa Bey ise 20
Aralık 1949'da Ladak'a ulaşabilirler.
Mehmet
Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin, Komünist Çinlilerden kaçan 852
kişinin, 798'inin Ladak'a sağ salim gelebildiklerini tespit ederler. 54
kişi bu uzun ve tehlikeli yolculuk sırasında vefat etmiştir. Sağ
gelenlerden 49 kişinin de el ve ayak parmakları donduğundan kesilmek
mecburiyetinde kalmıştır.
Daha
sonra Keşmir'in başşehri Srinagar'a giderler. Artık çileli bir bekleyiş
devri başlamıştır. İsa Yusuf ve Mehmet Emin Buğra Bey bir yandan da dağ
yoluyla Tibet üzerinden Hindistan'a gelmek için Kazak Türklerine yardım
ulaştırmaya çalışırlar. İsa Yusuf Bey, bu kafilelerin sığınma
izinlerini alabilmek için pek çok temaslarda bulur.Yeni Delhi'de
Hindistan Dışişleri Bakanlığı ile görüşür. 6 Eylül 1951 tarihinde Suudi
Arabistan'a gider.
Melik
Abdülaziz ve Emir Faysal'ı ziyaret eder. Bir netice alamaz. Oradan
Mısır'a geçer.Mısır hükümetinden de olumlu sonuç çıkmayınca 6 Ocak 1952
tarihinde Türkiye'ye hareket eder. Bu sıralarda Mehmet Emin Buğra göç
ederek Türkiye'ye gelmiştir. Onunla birlikteTürkiye'deki ziyaretlerine
başlar.TBMM Başkanı Refik Koraltan, Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri,
Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, Sıtkı Yırcalı ve Muhlis Ete gibi
bakanlar, Haşim İşcan, Sait Bilgiç, Remzi Oğuz Arık, Haluk Karamağaralı
gibi şahsiyetler İsa Yusuf ve Mehmet Emin Bugra 'nın görüştüğü kişiler
arasındadır .
Bir
yandan da basın yoluyla dava canlı tutulmaktadır. Nihayet Bakanlar
Kurulu 13/3/ 1952 tarihinde 1850 Doğu Türkistanlının iskanlı göçmen
olarak Türkiye'ye yerleşmelerine karar verir. 1953 yılı başından
itibaren Doğu Türkistanlılar Türkiye'ye gelip yerleşmeye başlarlar.
Göçmenlerin büyük kısmı Türkiye'ye yerleştikten sonra, İsa Yusuf Bey de
ailesiyle birlikte 1954 Haziranında Türkiye'ye yerleşir. 4 Aralık 1957
tarihinde de Türk vatandaşlığına kabul edilir.
1949-1954
yıllan arasındaki tahammül edilmeyecek derecede zor şartlar içinde
geçen 5 yıldan sonra, Türkiye'ye yerleşen Doğu Türkistanlılar ve İsa
Yusuf Alptekin bir nebze de olsa huzura kavuşurlar. 1952 tarihinde
Türkiye'ye yerleşen Mehmet Emin Buğranın 1953'te başlattığı yayın
faaliyeti İsa Yusuf Bey tarafından da sürdürülür.
1960
yılında Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti kurulur. Mehmet Emin Buğranın
14 Haziran 1965 de vefatından sonra cemiyetin başkanlığına İsa Yusuf
Alptekin getirilir. Alptekin gazete gazete dolaşarak Doğu Türkistan
davasını anlatır .Kitaplar yayınlar, dergiler çıkarır. 1984 yılında
yayına başlayan, �Doğu Türkistan'ın Sesi'� isimli mecmua Türkçe,
Arapça, İngilizce olmak üzere üç dilde yayınını sürdürmektedir . İsa
Yusuf Alptekin 1978 yılında bir trafik kazası geçirir .Uzun süre hasta
hanede kalır. Gözleri tedrici olarak acizleşir. Bunun üzerine cemiyetin
faal başkanlığından ayrılır. 1986 yılında Doğu Türkistan Vakfı'nı
kurar.
İsa Yusuf Alptekin'in,
Muhtıralar...
Doğu Türkistan İnsanlıktanYardım İstiyor...
Doğu Türkistan Davası ve Esir Doğu Türkistan İçin... isimli eserleri vardır.
Esir
Doğu Türkistan için, Alptekin'in 1949 yılına kadar olan hatıralarıdır.
Biz bu biyografiyi yazmak için büyük ölçüde bu eserden faydalandık. İsa
Yusuf Bey'in hatıralarının ikinci kısmı yayına hazırlanmak üzeredir. 12
Mayıs 1991 Pazar günü İsa Yusuf Bey'i Ataköy'deki evinde ziyaret ettik.
Gözleri görmüyordu. 90 yaşını idrak etmişti. Fakat söylediği şu cümle
daima kulaklarda çınlamalı ve hayatı mücadele içinde geçmiş bir insanın
içindeki aşk her Türk'e yol göstermelidir:
''90
yaşıma geldim. Gözlerimi kaybettim. Fakat içindeki mücadele azmi ve
Doğu Türkistan'ın istiklaline kavuşması arzusundan hiçbir şey
kaybetmedim. "
İsa Yusuf Bey'in hayatı hakkında kısa bir değerlendirme yapıldığında şu noktalan tespit etmek mümkündür.
İsa
Yusuf Bey, diğer Türkistanlı liderlerden farklı olarak diplomat yönü
ağır basan bir şahsiyettir. Meselelerin şiddetten ziyade aklı selim ve
uzun vadeli çalışmalarla halledileceğine inanır. Batı Türkistan'da
vazife yaptığı yıllar onun ufkunu genişletmiş ve dünyayı, daha iyi
tanımasına fırsat vermiştir. Bu görevleri sırasında Türk ve İslam
dünyasını da yakından tanımak imkanını bulmuştur .
1938-39
yıllarında Hindistan, S. Arabistan, Mısır, Türkiye,İran, Irak, Lübnan,
Afganistan gibi ülkelere yaptığı seyahatler Türk ve İslam dünyasının
gücü hakkında da çok mühim fikirler edinmesini sağlamıştır.
O,
bu seyahatler sırasında pek çok devlet adamı ile görüşerek devlet
tecrübesini de arttırmıştır. Böylece İsa Yusuf Bey, ender kıymette bir
devlet ve siyaset adamı olarak da temayüz etmiştir .
Onun
her gittiği yerde Türk ve Müslüman talebelerle ilgilenmesi, onları daha
iyi şartlar içinde okutmak istemesi, cemiyetler kurup, gazete ve dergi
yayınında bulunması eğitim ve kültüre verdiği önemi gösterir.
''İyi
adam, iyi iş'' prensibi, Batı Türkistan'da iken tanıştığı Özbek
Türklerinin milli şairi Çolpan'ın ''İsa Bey, bize adam lazım, her
konuda yetişmiş adam lazım, sözlerinin fiiliyata geçirilme isteğini
ifade eder.
İsa
Yusuf Bey sarsılmaz bir İmanın adamıdır. Mücadele azminin kaynağı bu
sarsılmaz İmandır. Gençlik yıllarında başlayan mücadele hayatı,
hicretler, eziyetler, türlü sıkıntılarla devam etmiş ve hürriyet aşkı
bu yaşında bile gönlünü alev alev yakmaktadır.
Doğu
Türkistan 'ın istiklaline kavuşacağına dair ümidi taptazedir. Ve bu
kurtuluş, kültür ve ekonomik gücün birleşmesi ile
gerçekleştirilecektir.
90 yaşındaki bu iman ve mücadele adamına hayranlık duymamak imkansızdır...
Not:
Yukardaki yazı 1991 yılında yazılmıştır. Ne yazık ki bu büyük dava
adamı bu gün bedenen aramızda yok fakat onun hayat düsturu bizim
gönlümüzün orta yerindedir.
Ve Ebedi Yolculuk...
Çin
Halk Cumhuriyeti Xin Hua Haber Ajansı Halk Gazetesi (Ren min ribao)�nin
18 Aralık 1995 tarihindeki sayısında Alptekin�in dünyadan ayrılışını
�Çin�in düşmanı öldü� başlığıyla çok önemli bir haber olarak dünya
kamuoyuna duyurmuştur.
[ Geri Dön |
Okunma: 1456
|