Vatan Müdafaasının fedakâr mücahidesi
NENE HATUN
Mukaddesâtını, vatanım her zaman canlarından aziz bilen halkımız,
vatanlarına gelen hücumlara karşı yediden yetmişe, erkeğiyle,
kadınıyla, yaşlısıyla, genciyle karşı durmuş ve tarihe şan veren
müdafalar yapmışlardır.
Vatan müdafaasında kadınlar da erkekleri ile fedakârlık yarışına
girişmiştir. Zaman olmuş cephe gerisinde yaralılara hizmet etmiş,
cephane taşımış, cephane imâlinde çalışmış, zaman gelmiş düşmanı
Yurdundan defetmek için cepheye koşmuştur. İşte Nene Hatun da düşmanı
defetmek için cepheye koşan kahraman kadınlardan birisidir.
93
Harbinin en çetin safhalarının cereyan ettiği günlere gidiyoruz. Rus
ordusu 160 bin asker ve 189 topla Kafkas cephesine hücum etmektedir.
Buna karşılık ordumuzun asker mevcudu 60 bindir. Silah ve cephane de
Ruslarınkinden çok çok azdır...
Doğu
Beyazıt'tan Batum'a kadar uzanan 340 kilometrelik cephe boyunca
ordumuz, Müşir Katırcıoğlu Ahmed Muhtar Paşa'nın kumandası altında
düşmanla amansız bir mücadeleye girişmiştir. Düşmanın kalabalık
oluşuna, silah üstünlüğüne aldıran yoktur. Lâkin ağır kış şartları
askerlerimizi yıpratmaktadır.
Moskof
ordularının hedefi Erzurum şehridir. Burası ele geçirildiği takdirde
Doğu Anadolunun bütünüyle ele geçirileceğine inanmaktadırlar.
Düşmanın
bütün hücumları kahraman askerlerimizin göğsüne çarpıp erimektedir.
Mertlikle galebe çalamayacağını anlayan düşman hileye başvurur.
Tabyaları baskınlarla ele geçirmeyi planlar. Bunun için de Türkçeyi ana
dilleri gibi konuşan Ermenilerin yardımıyla ve onlann kılavuzluğu
altında 9 Kasım 1877'de Aziziye tabyasına, saldınp nöbetçileri şehit
ederler. Durum anlaşılınca tabyada boğaz boğaza bir muharebe başlar.
Düşmanın
siperlerimize hücum edip, tabyalarımıza girdiği haber; Erzurum'da bomba
gibi patlar. Müezzinler minarelerden durumu haber vererek, herkesi
cihada davet ederler.
Bütün Erzurumlular kadın, erkek ellerine ne geçirdilerse alarak Aziziye tabyasına koşuşmaya başlarlar.
Haberi
duyan henüz yirmi yaşlarında olan Nene Hatun kundaktaki kız çocuğunu ve
biraz büyükçe oğlunu "Sizleri Allah"a ısmarladım yavrularım" diyerek
bağrına basmış, onları öptükten sonra eline et satırını alarak cepheye
koşmuştur. Nene Hatun'un evinde başkaca kimse yoktur. Cepheden ağır
yaralı gelen kardeşi Hasan bir gün önce şehid olmuştur.
Kocası cephede düşmanla vuruşmaktadır...
Aziziye
tabyasına ulaşan Nene Hatun bacılarıyla, kardeşleriyle birlikte
düşmanın üzerine atılır. Haberi duyar duymaz koşuşan Erzurumluların
elinde sopa, taş, kazma, kürek ve yaralayıcı, öldürücü ev âletleri ve
bir de dillerinde, kalplerinden kopup gelen "Allah Allah" sadâsı
vardır. Âhirete inananlar şehâdeti en yüce mertebe bilmenin heyecaniyle
cansiperane vuruşmaktadırlar.
Nene
Hatun'un elindeki et satın düşman askerlerinin kafalarına yıldırım gibi
inmektedir. Bir yandan da "vurun kardaşlarım, vurun bacılarım,
kâfirlere aman vermeyin" diye haykıran Nene Hatun'un bu kahramanlığını
gören Erzurumlular coşmuştur. Neticede Aziziye tabyasındaki düşman
bütünüyle imha edilmiş ve tabya düşmandan geri alınmıştır. Yüzlerce
şehit veren Erzurumluların bu cihetten gönülleri yaralı, fakat düşmanı
defettikleri için kalpleri ferahtır...
Aziziye
tabyasının geri alınmasında canla başla çalışan Nene Hatun bir
semboldür. Müslüman kadınların yeri geldiklerinde nasıl kahraman
kesileceklerine bir örnektir... O hayatı boyunca bu hâdiseden fazlaca
bahsetmemiş, bahsi geldiğinde, "Biz ne yaptık ki, bizim yaptığımız ne
ki yavrularım..." diyerek Anadolu insanının engin tevazuunu nur yüzüne
peçe yapmıştır... O, ne yapmışsa rıza-ı İlâhi için yapmıştır. Bu
yüzdendir ki kendisinden ve gösterdiği fedakârlıktan bahsetmemiştir.
1857'de Erzurum'da doğan Nene Hatun 22 Mayıs 1955'te Hakkın rahmetine kavuşmuştur.