|
Küçük bir uç beyliğinden üç kıtaya hâkim büyük bir cihan devleti kuran
Osmanlılar fütühâtlarında topu büyük bir ustalıkla yaptılar ve kullandılar. İlk
olarak Sultan Birinci Murâd Han (1359-1389) zamânındaki Kosova Meydan Savaşında
top kullanıldı. Sultan Bâyezîd Han (1389-1402), Niğbolu’yu kuşattığı zaman
ordusunda top bulunuyordu. Sultan İkinci Murâd Han (1421-1451) zamânında
Semendire ve Mora yarımadasındaki Germehisarı kuşatmalarında toptan
faydalanılmıştı. 1423’te Osmanlılar elinde bulunan Antalya Kalesini kuşatan
Karamanlılara karşı top ilk defâ kale müdâfaasında kullanılmış ve Karamanoğlu
İkinci Mehmed Bey, bir gülle isâbetiyle ölmüştür. Fâtih Sultan Mehmed Han
(1451-1481), devrin en modern toplarının balistik hesaplarını yapmış; istediği
vasıfta toplar döktürerek topçuluğa büyük hizmetler getirmiştir. Fâtih Sultan
Mehmed Hanın Novoberda Kuşatmasında, havan topunu kullandığını târihî kaynaklar
kaydederler.
İstanbul’un fethinden önce toplar, harp meydanı yakınında veya başka bir
yerde dökülüp harp alanına getirilirdi. Fetihten hemen sonra Fâtih Sultan Mehmed
Han (1451-1481), bir top dökümyeri tesis etti. Galata surlarının dışında bugün
de Tophâne olarak isimlendirilen mevkide inşâ edilen bu îmâlâthâne, Sultan
İkinci Bâyezîd Han (1481-1512) zamânında büyük bir yangın geçirdi. Kânûnî Sultan
Süleymân Han (1520-1566) devrinde, genişletme çabaları sonucunda top döküm
binâlarının yanısıra topçular kışlası ve tâlim yerleri yapıldı. Tophâne bu
görünümünü Sultan Birinci Mahmûd Han (1730-1754) devrine kadar muhâfaza etmiş ve
18. yüzyıl ortasında, Topçubaşı Mustafa Ağanın yaptığı plân üzerine yeniden inşâ
edilen top döküm binâsı çok beğenilmiştir. Fakat külliyenin gerçek genişletilme
çabaları, Sultan Üçüncü Selim Han (1789-1807) devrinde olmuş, yeni ek top döküm
ocakları inşâ edilmiştir. Sultan İkinci Mahmûd Hanın (1808-1839) tahtta olduğu
dönemde yeniden yanan ve tâmir gören Tophâne, dünyâda hâlen mevcut olan en eski
top döküm yerlerinden biri olma özelliğine sâhiptir.
Osmanlı ordularında muhtelif zamanlarda çeşitli isim ve cinslerde toplar
dökülmüştür. İstanbul’un fethi sırasında Şayka, Prankı, Havan adı verilen
havanlar; 16. yüzyılda yapılan toplardan Bacalaşka, Zarbazen, Havan, Şayka,
Prankı en dikkat çekenlerdir. On yedinci yüzyıl ortalarına kadar da Zarbazen,
Miyane Zarbazen, Şahi Zarbazen, Çakaloz, Prankı, Bedolçka, Morten, Ejderhan,
Kolonborna, Miyane, Balyemez ve Havan topları kullanılmıştı. Bu topların
herbirinin gülleleri başka başka olduğu gibi, değişik türleri de vardı.
Ordu sefere giderken toplar üçe bölünürdü. Bir bölümü biribirine zincirle
bağlı olarak yeniçerilerin önünde, diğer iki bölümse bir hilâl şeklinde
ilerleyen ordunun iki kanadında bulunurdu. Kale kuşatmalarında kullanılanlarsa
lüzumunda getirilmek için geride bekletilirdi. Top arabalarının ulaşmasına imkân
olmayan yerlerdeyse develerle döküm malzemesi götürülerek ihtiyaç duyulan yerde
top dökülürdü. Ayrıca kuşatmalarda elde mevcut olan toplar yetmezse yerinde daha
büyük çaplı toplar dökülürdü. İstanbul ve Belgrad kuşatmalarında böyle hareket
edilerek daha büyük çaplı toplar dökülmüştür.
Osmanlılarda top, döküm ocakları adı verilen yerlerde yapılırdı. Bu işlemin
yapıldığı binâlar yüksek duvarlı, kubbeli ve fazla miktarda bacaya sâhip
mekânlardı. Ayrıca top dökümü için zemine açılmış büyük çukurlar, erimiş mâdenin
taşınması için kullanılan künkler ve döküm esnâsında çıkabilecek yangın
tehlikesine karşı su sarnıçlarıyla teşkilâtlandırılırdı.
Bir topun dökümünde esas olan unsur kalıptır. Özel bileşimli çamurun içine
keten ve kenevir lifleri gibi dayanıklı malzemeler katılarak yapılan ana maddeye
top biçimi verilirdi.
Büyük kalıbın içine yerleştirilen aynı maddeden yapılan ikinci bir kalıp daha
bulunurdu. Böylece iki kalıp arasında kalan boşluk, eritilmiş maddenin (demir
veya bronz) doldurulduğu esas top gövdesinin meydana gelmesine yarardı. Sıkıca
sarılmış olan kalıplar belirli bir müddet sonra açılır ve kalıp içinden çıkan
mâdeni top üzerindeki pürüzler giderildikten sonra kullanılmak üzere
hazırlanırdı. Osmanlılarda top dökümü ehemmiyet verilen ve kendine has merâsim
ile gerçekleştirilen önemli bir olaydır. Başta sadrâzam olmak üzere, şeyhülislâm
ve önemli devlet adamları top dökümünün yapılacağı top kârhanesine gelirlerdi.
Okunan duâları ve kurban merâsimini tâkiben, top dökümü için kullanılacak
eritilmiş alaşım içine altın liralar atılırdı. Böylece tunç alaşımına altın
karıştırmakla namlu yapısını kuvvetlendirirlerdi.
[ Geri Dön |
Okunma: 1656
|