Türgişler
Adlarının �Türk+ş� şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler,
Talas-Çu-İli-Isık Göl sahasında oturuyor ve Batı Gök-Türklerin (On-Oklar)
To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Çin kaynaklarında ilk defa
651 hadiseleri ile ilgili olarak zikredilen Türgiş (To-ki-şi�ler, şüphesiz
Gök-Türk hakanlığının kuruluşundan önceki devirlerdenberi burada
bulunuyorlardı, zira İstemi Kağan 552�de Türgişler�in de dahil olduğu
On-Okların başımda �yabgu� tayin edilmişti. 630�u takip eden yıllarda
Türgişler�in diğer Türk toplulukları gibi teşkilatlı bir mukavemet unsuru
halinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor.
İlk Türgiş şefi olarak görünen, Baga Tarkan ünvanlı, U-çe-le
başlanğıçta bağlı bulunduğu tayinli Batı Gök-Türk Kaganı�nın
idaresizliğinden faydalanarak etrafına kuvvetler topladı, kısa zamanda her
birinin 7 biner askeri olan 20 başbuğlu bir ordu kurmağa muvaffak oldu. Çu
vadisinin kuzey-batı ucunda bulunan merkezini kuzey-doğuya nakletti.
Böylece biri Çu üzerinde, öteki İli�nin kuzeyinde iki merkeze sahip oldu.
Çu bölgesinden başka Turan ve Kuca �eyalet�lerine kadar hakimiyetlerini
genişletti, durumun zayıfladığını görerek ülkesini bırakıp Çin başkentine
giden tayinli �kagan�ın ayrılmasından sonra, hemen bütün On-ok sahasını
kendi idaresine aldı. Fakat iktidarının bu sağlam devrinde (7. asrın
sonlarında doğru) Kagan Kapagan idaresinde haşmetli çağını yaşayan
Gök-Türkleri durdurmak maksadı ile Kırgızlar ve Çin ile işbirliği yapması
iyi netice vermedi.
Göktürk aleyhtarı üçlü ittifakın bir üyesi olduğu için üzerine yürüyen
Tonyukuk tarafından mağlup ve esir edildi (698 Bolçu savaşı). On ok sahası
Gök-Türk hakanlığına bağlandı. U-çe-le�nin oğlu So-ko da merkeze
itaatsizlik gösterdiği, Çin ile münasebet kurduğu için bu defa Kül Tegin
ve Bilge�nin iştiraki ile Kagan Kapagan tarafından 711�de Bolçu yakınında
hezimete uğratıldı ve telef edildi. Savaşın sebebi olarak Çin
kaynaklarında bildirilen, Türgiş arazisinin paylaşılması sırasında çıkan
anlaşmazlık ve kitabelerde �Kara-Türgiş� halkının itaate alındığının
kaydedilmesi Türgiş hanlığında bir bölünmenin vukua gelmediğini
göstermektedir. So-ko�ya bağlı Kara-Türgişler�in mağlup edildiği, fakat,
So-o�nun küçük kardeşi, Çe-mu�ya bağlı grup (herhalde Sarı Türgiş)un
mücadeleye katılmadığı anlaşılıyor.
Kapagan�ın şiddeti yüzünden karışıklık ve isyan hareketlerinin arttığı
yıllarda Çin�in hiç eksilmeyen kışkırtmaları neticesinde yine Türgişler�le
uğraşmak zorunda kalındı. 712 veya 713�te Kül Tegin tarafından idare
edilen ve Gök-Türkler için elverişsiz şartlara rağmen başarı ile sona eren
bir Kara-Türgiş seferinden sonra, Türgişler Su-lu-çur adlı başbuğu �kagan�
seçtiler (717) ki Çin haberlerine göre Türk uruglarından mühim bir kısım,
Bilge�den ayrılarak, yeni Türgiş hakanının hizmetine girmiştir.
Başkenti Talas�ın kuzey-batısında, Balasagun şehri olarak, uzunca
süren hükümdarlığı zamanında Su-lu, Maveraünnehir�den doğuya Arap
ilerlemesini durdurarak Orta Asya Türk halkının �Arap tebaası� olmasını
engelleyen ve üzerinde Türklerin tarihi hak sahibi bulunduğu
Maveraünnehir�i yine Türk eline almağa çalışan bir hakan olarak
görünür.
Araplarla bu mücadele devrinde Arap ordularına karşı çıkanların hepsi
İslam kaynaklarında �Türk� olarak belirtilmektedir. Büyük mücadelede
şüphesiz bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin, meşhur İç-Asya
kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısıyla, iktisadi ehemmiyeti de rol
oynuyurdu. Halife Ömer b. Abdülaziz (717-720) tarafından tayin edilen ilk
vali El-Cerrah b. Abdullah�ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme
teşebbüsünün, kumandanı durdurup muhasara ederek, Arap kuvvetlerini geri
atacak şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması,
Emevileri, aradaki Türk engelini kaldırmak için, Çin ile temaslar kurmağa
sevk etmiş, bu maksatla şüphesiz Arapların müsaadesi ve teşviki ile gerek
Maveraünnehir �hükümdar�larından, gerek doğrudan doğruya Araplardan
heyetler gönderilmiş ise de hiçbir netice elde edilememişti. Çünkü Arap
ordularının Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) başlayan
Çin�in batıya doğru �Gök-Türk hakanlığının akamete uğrattığı- genişleme
siyaseti bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesi ile karşılaşmakta idi.
Çin�in şimdilik �durumu idare� yoluna girmesi dolayısıyla de
kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda faaliyete geçtiler. Bunun
üzerine Maveraünnehir�de başlayan Arap aleyhtarı hareketler Türgiş
baskısına iyiden iyiye yardımcı oluyordu. Seyhun�u aşarak Maveraünnehir�e
giren Türk ordusu kumandanı Kül-çur Semerkand yakınına kadar sokularak ilk
büyük başarıyı kazandı. Başında yeni kumandan Said b. Abdülaziz�in
bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlup ve kumandanını bir müddet çember içinde
tuttu (721). Bu vali değiştirildi. Yerine gelen el-Haraşî (721 sonbaharı)
şiddet oyuna başvurup yerlerini terk eden halkı Hocand bölgesinde teslim
olmaya zorlayarak hepsini öldürttüğü için canlarını kurtarabilenler
kütleler halinde Türgişler�e sığınıyorlardı.
Maverannehir�de tam bir ihtilal havası esmekte idi. Halife Hişam
(724-743) bu valiyi de azlederek, yerine Müslim b. Said�i getirdi (724
başları). Arap askeri kuvvetleri arasında da ihtilaf baş göstermiş ve
Yemenli kuvvetler tedip edilmişlerdi. Fergane�ye yürümek üzere Müslim b.
Said idaresinde, Seyhun�u geçen Arap ordusuna karşı bizzat Hakan Su-lu
çıktı. Ordusuna ricat emri veren Müslim susuz yollardan aralıksız ve cebri
yürüyüş ile 11 gün çekildi ve taşıyamadıkları için bütün ağırlıklarını
yakmaya mecbur kaldıktan sonra Seyhun kıyısında, Türgişler�le işbirliği
halinde bulunan yerli kuvvetler tarafından durduruldu. Suya erişememişti.
Arkadan hakan hızla gelmekte olduğu için, bin zorluk ile önlerindeki
engeli aşan Arap kuvvetleri ağır telefat ve zayiat pahasına Semerkand�a
doğru çekilmeğe muvaffak oldular.
724�te Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile
neticelenen ve her tarafta Arap nüfuzunun kırılmasına sebep olan bu
seferdeki hezimet, Arapları uzunca bir müddet müdafaada kalmaya zorlamış
ve yalnız Maveraünnehir�de değil, Tuhoristan�da ve diğer güney
bölgelerinde idareciler ve halk Türgişler�e kurtarıcı gözü ile bakmağa
başlamışlardı. Türk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve
Maveraünnehir Arap muhafız kıtalarının merkezi Semerkand önünde bile
göründükleri bu sırada Horasan valisi tekrar değiştirildi. Fakat yeni vali
Esed b. Abdullah, 726�da Huttal�da Su-lu Kagan karşısında başarısızlığa
uğradığı için, bütün Maveraünnehir Arap iktidarının tehlikeye düştüğü bir
zamanda azledildi. Ülkede Emeviler�e karşı Şii ve Abbasî propagandası da
hızlanmakta idi. Hakan Su-lu durumdan faydalandı, yerli muhaliflerle
ahenkli bir şekilde çalışarak, Buhara�yı zaptetti (725).
Arap idaresi Semerkand, Debusiya şehirleri ile iki küçük kaleye
münhasır kalmıştı. Yerli halka birçok haklar bahşetmesine rağmen ümit
ettiği ilgiyi göremeyen yeni vali Eşres b. Abdullah es-Sulemî, Beykent
yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak, ikinci bir �susuzluk
vakası�na maruz kaldı, nihayet Semerkand�a doğru çekilmekte iken yetişen
hakan ve Kül-çur idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce
kalesinde 58 gün müddetle kuşatıldı. Artık Harezm�de bile Araplara karşı
kımıldamalar görülüyordu. Su-lu�nun maksadı, Semerkand�daki Arap merkez
ordugahını düşürüp Arapları Maveraünnehir�den tamamen atmaktı. Bu sebeple
Semerkand�ı kuşatmağa hazırlandığı sırada çarpışmaya cesaret edemeyen
karargah kumandanı Sevre b. Hur, yeni tayin edilen Horasan valisi Cuneyd
b. Abdurrahman el-Murî�yi Merv�den imdada çağırdı.
Fakat Türgişler tarafından yolu kesilmişti. Zaruri olarak geçilmesi
müşkül dağ yollarına düşen Cüneyd Savdar dağlarının dar geçitlerinde hakan
tarafından sıkıştırıldı, yorgunluğa ilaveten susuz da kalan ordusu,
yer-yer baskına uğruyordu. Nihayet 12 bin kişilik kuvvetinden 10 bininin
telef olması karşılığında, Semerkand�a ulaşabildi (Geçit savaşı =
Vak�atü�ş-Şi�b). Durumdan haberdar edilen Halife Hişam�ın emri ile Kufe ve
Basra�dan 20 bin kişilik bir takviye ordusu Semerkand�a gelirken, kış da
yaklaşmakta olduğundan, daha fazla kalmak istemeyen hakan, Buhara�yı da
tahliye ederek, çekildi (732). Cuneyd�in 734 başlarında ölümü ile zaten
Arap nüfuz ve kudreti iyice kırılmış olan Horasan vilayetinde �siyah
bayrak açan�, Abbasi taraftarı, Haris b. Sureyc�in isyan ederek Belh�i,
arkasından valilik merkezi Merv şehrini zaptetmesi Maveraünnehir�de durumu
büsbütün karıştırdı.
Yeni valilerin üç sene (734-737) kendisi ile uğraşmak zorunda
kaldıkları Haris sonunda Türgişler�e iltica etti. Hakan Su-lu
Maveraünnehir�e karşı son seferinde hayli müttefik bulmuştu. Haris
taraftarlarından başka Sogd hükümdarı (yani Gurak veya oğlu) Usruşana
hakimi, Şaş (Taşkent bölgesi) hükümdarı, Hutta hükümdarı. Bu liste
�Maveraünnehir�deki Arap nüfuzunun nasıl Türklere geçmiş olduğunu� açıkça
göstermektedir. Hakan, Belh�e doğru ilerledi. Cuzcan�a girdi, önce
Tuharistan�ı Araplara karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamağı
faydalı görüyordu. Fakat vali Esed bi. Abdullah hakanın ordusunu arkadan
vurmağa muvaffak oldu (737 Haristan Savaşı).
Esasen Su-lu, Araplar�la birleşen Cüzcan hükümdarının hıyanetine
uğramıştı. Memleketine dönen Su-lu Kagan, herhalde ömrünü harcadığı bu
mücadeleye devam edecekti, fakat kendisi o zamanlara kadar büyük
hizmetleri gördüğü Kül-çur (=Baga Tarkan) tarafından öldürüldü (738).
Çin�in Türk başbuğlarını birbirine düşürme esasına dayanan tahrikçi
siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve Kara Türgişler�le Sarı Türgişleri
birbirine iyice düşman etmişti. Sarı Türgişler mücadeleyi kazandılar.
Başbuğları Baga Tarkan (Kül-çur) rakibi Kara Türgiş başbuğu Tu-mo-çe�yi
mağlup ederek ve onun �kağan� yapılmasını istediği Su-lu�nun oğlunu
ortadan kaldırarak kendini �kağan� ilan etti. Bu arada Çin�in On-oklar
�kaganı� tayin ettiği, Aşına ailesinden son hakan olan Hin�i mağlup edip
öldürmesi (739), Çin�i bu defa Kara-Türgişleri desteklemeğe sevk etti.
742�deki Türgiş kaganı İl-etmiş Kutlug Bilge bir Kara-Türgiş başbuğu
idi. 753�te hakan ilan edilen Tangri Bulmuş bir Kara Türgiş idi. Uzun
süren iki taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da karışmışlar, Türgiş
iktidarı büsbütün zayıflamıştı. Nihayet 20 sene içinde gittikçe kuvvet
kazanan Karluklar To-lular ve Nu-şi-piler arasında üstünlük kazanarak,
ağırlık merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hakimiyetlerini kurdular
(766).