Kasım Hanlığı (1445-1552)
Kazan Hanlığı'nın kurucusu Uluğ Muhammed Han'ın oğlu Kasım tarafından
1445 yılında kurularak 1681'e kadar sürmüş olan "Kasım Hanlığı", doğu
Avrupa'daki Türk devletleri ile Slavlar arasındaki mücadelenin değişik ve
karışık bir safhasını teşkil eder.
Uluğ Muhammed Han, 1445 tarihli son Rus seferinde Vladimir'e kadar
ilerlemiş ve 7 Haziran günü yapılan Suzdal meydan muharebesinde büyük bir
zafer kazanarak Moskova çarı Vasiliy'i esir almıştı. Vasiliy, ileri
sürülen bütün barış şartlarını kabul edince serbest bırakılmıştır. Sulh
şartlarına göre, harp tazminatından başka, Moskova, Altın Ordu'ya karşı
olan mükellefiyetlerini şimdi Kazan'a karşı ifâ edecekti. Sulh şartlarının
yerine getirilmesini kontrol etmek üzere gerek Moskova'da ve gerek Rus
vilâyet merkezlerinde birçok Kazanlı memur yerleştirilmiştir.
Bu anlaşmanın diğer bir mühim maddesi de, Moskova'nın nüfuzu altında
bulunan Oka nehri üzerinde kurulan Kasım şehri merkez olmak ve civarındaki
bölgeyi içine almak üzere "Kasım Hanlığı"nın kurulması olmuştur. Bu
hanlığın kurulması ile Uluğ Muhammed, kendi oğlu Kasım idaresinde Moskova
Knezliğinin iç durumunu kontrol altında bulundurmak ve gerektiğinde derhal
müdahale etmek imkânına sahip oluyordu. Buradaki askerî kuvvetlerin
masrafı birçok Rus şehirlerinin gelirlerinden karşılanacak, Moskova
hazinesinden de her yıl para ödenecekti.
Sulh şartlarını, ancak sonradan öğrenen Rus halkı arasında hoşnutsuzluk
baş göstermiş, şehirlerde camilerin yaptırılması da ahaliyi tahrik
etmiştir. Kazan devleti ile yapılan anlaşmadan 3-4 ay sonra Vasiliy
tahtından indirilerek gözlerine mil çekilmiştir. Bunun üzerine,
Moskova'daki mevcut durumu muhafaza etmekle görevli Kasım Han, 1447'de
Vasiliy'i tekrar Moskova tahtına geçirmiş, 1449, 1450 ve 1452'lerde
Vasiliy'nin rakibi Şemaka'ya karşı seferler tertip etmiştir.
Kazan Hanı Uluğ Muhammed'in ölümünden sonra yerine büyük oğlu Mahmûd
(1445-1462), sonra Mahmûd'un oğlu Halil (1462-1467), sonra Halil'in
kardeşi İbrahim (1467-1479) geçmiştir. Bu sırada Kazan'da bir sülâle
ihtilâfı baş göstermiş ve İbrahim'e karşı, Uluğ Muhammed'in ikinci oğlu
Kasım Hanı, Kasım'ın namzetliği ileri sürülmüştür. Kazan'ın iç işlerine
karışma imkânı vereceğinden, Moskova da bu hadise ile yakından
ilgilenmiştir. Rus yardımcı kuvvetleri tarafından da desteklenen Kasım,
İbrahim'e karşı harekete geçmişse de, başarı kazanamayarak geri çekilmek
zorunda kalmıştır.
Kasım Hanlığı'nın kuruluşundaki gayeyi ters bir yöne çeviren Kasım'ın
bu hareketi, durumu kökünden değiştirmiştir. Böylece Kasım Hanlığı, Kazan
Devleti'nin mühim bir vazifesini gören ileri karakolu olmaktan çıkarak,
Moskova'nın, Kazan Hanlığı'nın iç işlerine karışmasını sağlayacak siyasî
bir âleti haline gelmeye başlamıştır. Kasım Hanları'nın Moskova'da
itibarları daha da artmış, aynı zamanda vergilerini de almakta devam
etmişlerdir. Moskova Devleti, Kasım Hanlığı'nın askerî bilgilerinden
faydalandığı gibi, İslâm devletlerine karşı onları siyasî bir perde olarak
da kullanmaya çalışmıştır.
Ruslar, 1468-1486 yılları arasında Altın Ordu üzerine açtıkları
seferde, Kasım Hanı olan Dalyan Han da onların safında yer aldı. Dalyan
Han 1486'da ölünce, Kırım Hanı Gazi Giray'ın oğlu Nurdevlet, Kasım Hanı
oldu. Böylece Kasım Hanlığı bir süre Kırım Hanlığı'na bağlandı. Fakad
Nurdevlet de Rus nüfuzuna girmekten kurtulamadı. Onun ölümünden sonra
yerine geçen oğlu Satılgan, gerçekten Ruslara satılmıştı (1491).Kasım
Hanlığı 1552'den itibaren tamamen Rus nüfuzuna girmişti ama şeklen 1861'de
kadar devam etti.
Son hanlar zamanında Kasım hanlığı, Moskova tarafından tayin edilen Rus
valiler tarafından kontrol edilmiştir. Seyid-Burhan'ın Hıristiyanlığı
kabul ederek Vasiliy adını aldıktan sonra da Kasım Hanlığı tahtında
bırakılmış olması, bu hanlığın artık Moskova'nın dış siyaseti için önemini
kaybettiğini göstermektedir. Diğer cihetten Müslüman ahalinin zorla
Hıristiyanlaştırılarak Ruslaştırılması siyasetine de hız verilmiş, fakat
Fin kavimlerine tatbik edilen bu siyaset, müslümanlar arasında başarı
kazanamamıştır. Bu yolda gayret gösteren Ryazan Başpiskoposu Mihayil,
faaliyetini Müslüman ahali arasında da genişletmek isteyince halk isyan
etmiş ve 1656'da piskopos öldürülmüştür. Seyid-Burhan'ın ölümünden sonra
Arslan Han'ın zevcesi Fatıma Sultan-Bike tahta geçmiştir (1679-1681).
Mühim bir maksatla kurulmuşken sonraları Türk ülkeleri aleyhine
kullanılmış olan Kasım Hanlığı, 1681'de Fatıma Sultan-Bike'nin ölümü ile
sona ermiştir.
Kasım Hanlığı'nın sınırları üzerine açık bilgi mevcut değildir. İlk
zamanlarda oldukça geniş sahayı kaplamakla beraber, Moskova'nın kontrolü
altına girerek idarî taksimata tabi olduktan sonra, bunun Kasım, Yılatom,
Şatsk ve Temnik kazalarını içine aldığı görülmektedir.
Türkçe'de Han-Kirman, Kirman, Kirmen, Kermen adları ile de anılan Kasım
şehri, Oka nehrinin sol yüksek sahili yamacında, Oka'ya dökülen iki küçük
ırmağın arasında kurulmuştur. Kasım Han tarafından yaptırılan taş cami
yıkılarak 1768'de onun yerine 2 katlı başka bir cami yapılmıştır. Eski
minaresi ise ayakta kalmıştır. Meşhur seyyah Pallas, 1768'de ziyaretinde
eski sarayın harabelerini görmüştür. Pallas (1768) ve Velyaminov-Zernov'un
(1863) eserlerinde, bugün de mevcut olan eski binalardan büyük Hanlar
türbesi ile Avgan türbesi üzerine bilgi verilmiştir. 1909'da 17.075 olan
nüfusun 2000'i Müslüman idi. Kasım ve civarında konuşulan dil, Türkçe'nin
kuzey-batı grubuna dahil olup, bazı fonetik özellikler dışında, Kazan
şivesine çok yakındır.