İlginizi Çekebilir
Dandanakan Savaşı
  1. Ana Sayfa
  2. Anadolu Öncesi Türk Tarihi
  3. Yaratılış Destanı
Trendlerdeki Yazı

Yaratılış Destanı

Yaratılış Destanı Türk mitolojisinde ve inancında oldukça önemli yere sahiptir. Destan Şamanizm izleri de taşımaktadır. İçerik açısından dünyanın nasıl yaratıldığı, insan ve şeytanın nasıl var olduğu anlatılmaktadır.

yaratilis-destani
Yaratılış Destanı Türk mitolojisinde ve inancında oldukça önemli yere sahiptir. Destan Şamanizm izleri de taşımaktadır. İçerik açısından dünyanın nasıl yaratıldığı, insan ve şeytanın nasıl var olduğu anlatılmaktadır. Yaratılış Destanı’na göre sadece bir yaratıcı kuvvet vardır. Şeytanın gücü ise tanrının gücünün üzerine çıkamazdı. Ayrıca destan içerisinde yer alan mitolojik tanrıçalar olarak da adlandırabileceğimiz karakterler “kadın” olma özelliğini taşımaktadır. Bu da Türklerin kadına verdikleri değer ve duyulan saygıyı göstermektedir. Altay Türklerinin derlediği Yaratılış Destanı ise şöyledir;

Yaratılış Destanı

    “Hiç bir şey var olmamışken sadece Kara Han ve su bulunuyordu. Kara Han dışında gören, su dışında da görülen bir varlık yoktu. Kara Han sıkılmıştı. Ne yapacağını bilemezken su birden dalgalandı. Dalgaların arasından “Ak Ana” çıkageldi. Kara Han’a sadece “Yarat” dedi ve tekrar suda kayboldu. Bu durumun üzerine Kara Han “birey” var etti. Kara Han ve birey suyun üzerinde uçuyorlardı. Ama birey bundan memnun kalmadı ve Kara Han’dan daha yüksekte uçmak istedi. Kara Han bunu hissetmişti. Bunun üzerine bireyin uçma yeteneğini bir anda elinden aldı. Böylelikle birey hızla suya düştü. Boğulacakken Tanrı Kara Han’dan af diledi. Bunun üzerine Tanrı Kara Han suya emretti ve suyun bir kısmı yükseldi. Buradan bir yıldız çıktı ve birey bu yıldızın üzerine çıkıp boğulmaktan kurtuldu.
     Bireyin artık uçma yetisi yoktu. Bunun için Tanrı Kara Han dünyayı yaratmak durumundaydı. Bireye emretti ve denizin dibinden toprak çıkarmasını buyurdu. Ancak bu kişi hala nefsine yenik düşüyordu. Suyun dibinden toprak çıkarırken bir kısmınıda ağızına doldurdu. Çünkü kendisi de gizli bir alem yaratmak istiyordu. Toprağı çıkaran birey onu denizin üzerine serpti ve Tanrı Kara Han toprağa “Büyü!” diyerek emir verdi. Bunun üzerine toprak büyüyerek genişledi ve dünyaya dönüştü. Fakat kişinin ağzındaki toprak da büyümeye başlamıştı. Neredeyse onu boğacak seviyeye gelmişti. Tanrı Kara Han ona “Tükür” diye emretti. Eğer bu buyruk olmasaydı birey yok olup gidecekti. Ne yazık ki tükürürken ağızından püskürttüğü topraklar dünya üzerinde bataklı ve dağlara dönüştü. Oysa Tanrı Kara Han’ın yarattığı dünya düzdü. Bunun olması Kara Han’ı öfkelendirdi.

ERLİG

     Bu olaydan sonra Tanrı onu “Erlig” diye isimlendirdi. Bu “Şeytan” demekti. Erlig’i kendi aleminden kovdu Tanrı Kara Han. Ardından yerden bir ağaç bitmeye başladı. Tanrı Kara Han bu ağaçtan dokuz dal çıkardı ve her dalın altına bir adam var etti. Bu dokuz adam insan ırkının soyunun geleceği kişiler oldular. Erlig insanların iyilik dolu ve güzel olmalarından etkilenmişti. Kara Han’dan onları istedi. Fakat Kara Han buna razı gelmedi. Ama Erlig ne yapıp edip onları kendi himayesine çekebiliyordu. Kara Han ise bu duruma oldukça kızdı ve insanların Erlig’e kanmalarını kınayarak onları bir başına bıraktı. Erlig’i yer altında bulunan ve karanlık bir dünya olan bölgenin üçüncü katına kovarken kendisi de dünyanın on yedi kat üzerinde gökyüzünde bir yer yaratarak oraya yerleşti. Erlig Tanrı Kara Han’ın gökyüzündeki yerine imrendi ve kendisi de böyle bir yer yapmak için Kara Han’dan izin aldı. Gökyüzünde bir yer yaptı ve kendisi gibi kötü ruhları yanına aldı. Fakat Kara Han onların kendinden çok daha iyi olduklarını görünce bu gökyüzündeki yeri yıktırdı.
     Yıkıntılar dünyaya düşüverdi. Bu yıkıntılar dağlara, ormanlara ve bataklıklara dönüştü. Bunun üzerine Tanrı Kara Han Erlig’i dünyada yer altında olan en karanlık bölgesine sürdü ve kıyamete kadar burada kalmasını emretti. Tanrı Kara Han gökyüzündedir ve on yedinci katta bizi izlemektedir. On altıncı katta “Bay Ölkün, Altın Dağın olduğu yerde altından yapılma bir tahtta oturur. Yedinci kat sahibi ise “Gün Ana”dır. Altıncı katta ise “Ay Ata” bulunur.”

Destandan Anlaşılan

    Yaratılış Destanı‘ndan da anlaşılabileceği gibi şeytan insanları her daim kandırmak için vardır. Görüldüğü üzere tek bir yaratıcı olduğu, insanın özünün su ve toprak olduğu, şeytan diye kötülük hizmetçisi bir varlığın olduğu, dünyanın katmanlardan oluştuğu, yaratıcının gücünün üzerine güç olmadığı inancı çok eskilere dayanmaktadır. Türkler Totem inancına sahipken sonraları Şamanizme geçmişlerdir. Fakat Gök Tengri inancı değişmemiştir. Bundan sonraki dönemlerde Müslümanlığa geçiş evresinde bu inancın Müslümanlıktaki tek yaratıcı inancına denk olması ve çeşitli benzerlikler İslamı kabullenmeyi kolaylaştırmıştır.
Yorum Yap

Yorum Yap

Yorumlar (1)

  1. Güzel makale elinize saglik