İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Osmanlı Imparatorluğu
  3. Menemen (Kubilay) Olayı

Menemen (Kubilay) Olayı

menemen-olayi
1

Menemen Olayı, Cumhuriyet emin adımlarla doğru yolda ilerlerken; şeyhler ve müritleri daha emekleme aşamasında olan cumhuriyetin temelini “dinamitlemek” için çalışmalara başlamışlardı. Halkın dini inançlarını kullanarak kandıran bu insanlar İzmir, Balıkesir ve Manisa’da örgütlenmeye başladılar. (1) Kubilay’ın şehit edilmesi Nakşibendi olarak bilinen bir tarikat tarafından yapılmıştır. İlk başlarda bu olay sıradan bir olay gibi gösterilmeye çalışılsa da döneme tanıklık eden kaynaklara baktığımızda bu eylemin basit bir irtica eylemi olmadığı ve örgütlü bir şekilde yapıldığı apaçık ortadadır. Eylemi planlayan isim Nakşibendi tarikatının lideri Şeyh Esat’tır. Bu kişinin en önemli adamlarından birisi olan Laz İbrahim Hoca Manisa’da tarikatı yaymak için çalışmalar yapmıştır. Bu toplantılara reşit olmamış çocukların katılmasının sağlanmasıyla birlikte Giritli Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet, Nalıncı Hasan gibi olayın elebaşları da katılmaktaydı. Aralık ayının başlarında yapacakları eylemin provasını hazırlayan başlarını Giritli Mehmet’in aldığı bu grup 23 Aralık sabahı harekete geçerler. İlk işleri Hükümet Meydanı’ndaki Müftü Camii’ne girmektir. Gruptakilerden Nalıncı Hasan, duvarda asılı bulunan sure yazılı bayrağı alır.(2)
Mescidi yeterince kalabalık bulmayınca  hükumet meydanına ilerleyen grup o sırada oradan geçen bir işçiyi durdurur ve çukur kazdırır. Bu çukura da yeşil bayrağı dikerler.(3) Etraftaki insanları silah zoruyla aralarına dahil etmeye çalışan grup, bu bayrağın etrafında dönerler, zikir çekerler.

 “Şeriat isteriz! Menemen sarıldı! 70 bin kişilik halife ordusu yolda. Bize katılmayan kılıçtan geçirilecek! Ben mehdiyim!”


“Şeriat isteriz! Menemen sarıldı! 70 bin kişilik halife ordusu yolda. Bize katılmayan kılıçtan geçirilecek! Ben mehdiyim!” gibi cümleler kullanarak etrafı tehdit eden naralar atmaktaydılar. Ayrıca rast
geldiklerine “Müslüman mısınız? Mehdi’ye itikadınız var mı?” gibi sorular sorarak bu tehditlerini devam ettirdiler. Görgü tanıklarına göre o sıralarda meydanda onları seyreden 80 kişi vardır. Bayrağın etrafında dolanıp zikir edenlerin sayısı ise 50 civarındadır. (4) Yüzbaşı Fahri Bey ve Yüzbaşı Mehmet Ali Bey’in isyancılarla yaptığı ikna çabaları sonuçsuz kalmıştır. O sıralarda 43. Alay’a haber verilmiştir. Alay Komutanı Vekili Yarbay Nedim Bey, tarafından yedek subay Mustafa Fehmi Kubilay olayı bastırmakla görevlendirilir. O sırada eğitime çıkmak üzere olan birliğini alıp koşarak Hükümet Meydanı’na doğru gider. Olayın görgü tanıklarından olan Osman Yurtsever; Kubilay koşar adım meydana giderken selamlaştıklarını “rahmetlinin son selamını kendisine verdiğini” söylemiştir.(5)

Kubilay emri alır almaz


Menemen olayı sırasında Kubilay emri alır almaz meydana doğru koşmaktadır ama kendisinin silahı, askerlerinin silahlarından ise mermi yoktur. Askerlerin silahlarında bulunan mermi ise manevra mermisi olup yaralayıcı etkisi bulunmamaktadır.(6) Meydana hızlı varmak için kışla arkasındaki yamaçları ve kestirme yolları kullanan Kubilay meydana yaklaşınca askerlerini durdurur ve “Süngü tak.” emrini verir. Olaya müdahale etmemelerini söyleyen Kubilay meydana tek başına ilerler. Vatanperverliğinin getirdiği coşkudan mı yada askeri tecrübesinin fazla olmamasından mıdır bu tek başına ilerlemesinin sebebi bilinmez. Kendinden geçen kalabalığın ortasında bulunan Derviş Mehmet’in karşısına dikilir. Yaptığının yanlış ve kanunsuz olduğunu anlatmaya çalışır. Kendinden geçmiş halde zikre devam eden Derviş Mehmet’ten umduğu cevabı alamayan Kubilay onun yakasına yapışıp sarsarak kendine getirmeye çalışır. Bu sırada Mehdi Mehmet de onunla münakaşaya başlar. Meydanda silah sesi duyulur. Silahı ateşleyen Mehdi Mehmet, vurulan ise yedek subay Mustafa Fehmi Kubilay’dır. Çevredekiler ve uzaktan izleyenler dağılırlar. Kubilay son bir kuvvetle cami avlusuna doğru koşar ama aldığı yaranın da etkisiyle yürüyecek hali kalmamıştır. Buraya yığılır kalır.

Kubilay’ın emrindeki askerler ise ne yapacağını bilemeden sağa sola kaçışırlar. Kubilay’ın avluda yerde olduğunu gören Derviş Mehmet torbasından testere ağızlı bir bıçak alır ve avluya yönelir. Kubilay’ı başından yakalayıp cami avlusundaki taşın üzerine koyarlar.

 

 “İşte kafirlerin sonu budur.”


diyerek Kubilay’ın başını gövdesinden ayırır ve kesik başı defalarca taşa vururlar. (7) Derviş Mehmet bununla yetinmez. Kesik başı havaya kaldıran Mehdi Mehmet:

Ey ahali. Ey ümmet. Dine karşı çıkan bu kafirin kanını içmek helaldir.”

diye bağırmaktadır. (8) Bu başla meydana geri dönen isyancılar, elektrik direğine kuşakla bağlamak isteseler de başarılı olamamışlardır. Daha sonra çevre dükkanlardan getirilen bir iple bunu yapan isyancılar kesik başın etrafında dolanıp durmaktadırlar ve halkın buna katılmasını sağlamaya çalışmaktadırlar. O sırada takviye müfrezeler olay yerine ulaşır. Bu birlik önce havaya uyarı ateşi açar.


Kubilay’ın birliğinin silahlarındaki manevra mermisi ateşlenince vurulmayan Derviş Mehmet

“ Bize kurşun işlemez. Ben mehdiyim. Biz hilafet ordusuyuz.”

gibi cümlelerle halkı yanına çekmeye çalışmıştı. Bu uyarı ateşi sonrası benzer şeyleri tekrarlayan Derviş Mehmet’in cevabı karşısında yaylım ateşi başlar ve gerçek mermiler karşısında bir şey yapamayan Giritli Mehmet, Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmet orada öldürülür. Olaydaki tek şehidimiz yedek subay Kubilay değildi. Olayların başlangıcında oradan silahsız bir şekilde geçen Bekçi Hasan evinden silahını alır ve ikinci müfrezenin yaylım ateşine katılır. Mürtecilerin ateşiyle şehit edilir. Diğer şehidimiz ise silah seslerini duyunca olay yerine gelen mahalle bekçisi Şevki Bey’dir. Mürtecilerin ateşi sonucu o da şehit düşer. Öldürülen üç mürtecinin cesetleri olay sonrasında Kubilay’ı şehit ettikleri Gazez Camii’sinin avlusunda halka teşhir edilir.


Olayın Ardından Yaşananlar

 


Olayın Türk basınındaki yansıması dönemin şartları nedeniyle ülkenin önde gelen gazeteleri tarafından 25 Aralık tarihinde duyrulabildi. Ege’nin en büyük yerel gazetesi olma özelliği taşıyan Yeni Asır ise olayın yaşandığı gün gönderdiği muhabir sayesinde haberi ertesi gün gazetenin ilk sayfasından vermişti. Gazete bu haberi “Menemen’de İrtica Hadisesi” başlığı ile duyurdu. Dönemin güçlü gazetelerinden Cumhuriyet bu ayaklanmayı “Şeriat isteriz diye ayaklandılar.” başlığı ile manşetten verdi. Anadolu gazetesi “Menemen’de bir irtica hadisesi” başlığını kullanırken 50 kişinin tevkif edildiğini ve olay sonrası kaçan iki elebaşının yakalandığını duyuruyordu. İstanbul’da yayınlanan Son Posta “Reisleri Meczup beş şerir ‘Şeriat isteriz.’ diye nümayiş yaptılar.” , Vakit ise “MENEMEN HADİSESİ” başlıklarını kullanarak olayı duyurdular. Bazı gazeteler de olayı okuyucuda canlandırmak için tasvir resimleri kullanmıştır.

Sıkı Yönetim İlan Edildi


Olaydan bir hafta sonra Bakanlar Kurulu kararı ile Menemen,Balıkesir ve Manisa çevresinde sıkı yönetim ilan edildi. Mustafa Paşa başkanlığında Divanı Harp kurulur. Duruşmalar 15 Ocak 1931 tarihinden itibaren Menemen’deki Zafer İlkokulunda yapılır. Mahkeme tüm sorguları on sekiz günde bitirip yargılamayı yaparak 40 kişiyi sorumlu bulmayı salıvermiş, 27 sanığı suçsuz bulup beraat ettirmiş, 41 suçluya çeşitli hapis cezaları, 36 suçluya da ölüm cezası verilmiştir. Yaşlarının küçüklüğü sebebiyle bazı ölüm cezaları ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür. Kalan 28 mahkum 3 Şubat gecesi sabaha karşı ilçenin çeşitli yerlerinde idam edilmişlerdir.

 

Dipnotlar:


1.
Hikmet Çetinkaya, Kubilay Olayı ve Tarikat Kampları, 1987, s.16
2.
Oktay Özengin, Kubilay Olayı Tarihi: 40 Gün, 2013, s.66
3.
Kemal Üstün, Devrim Şehidi Öğretmen Kubilay, 1990, s.20
4.
Oktay Özengin, Kubilay Olayı Tarihi: 40 Gün, 2013, s.68
5. Akşam, 24 Aralık 1969
6.
Kemal Üstün, Devrim Şehidi Öğretmen Kubilay, 1990, s.20
7. Oktay Özengin, Kubilay Olayı Tarihi: 40 Gün, 2013, s.71
8. Akşam, 23 Aralık 1969

Menemen Olayı

Yorum Yap

Yorum Yap