İlginizi Çekebilir
bucas-antlasmasi
  1. Ana Sayfa
  2. Osmanlı Imparatorluğu
  3. Meşrutiyet Dönemi

Meşrutiyet Dönemi

mesrutiyet

Meşrutiyet Dönemi

I. Meşrutiyet Dönemi

Meşrutiyet dönemi, II. Abdülhamit tahta çıkmadan önce devletin yönetim sistemi ile ilgili bir anlaşma yapmıştı. Ziya Paşa ve Abdülhamit arasında geçen bu anlaşmaya göre, II. Abdülhamit’in tahta geçmesi için koşul öne sürülmüştü. Bu koşul yönetim biçiminin meşruti monarşi olarak değiştirilmesiydi. Bunu kabul eden II. Abdülhamit, tahta geçtiği andan itibaren bu doğrultuda çalışmalar yapmaya başladı. Fransa ve Belçika anayasalarını rehber görerek bir anayasa hazırladı. 23 Aralık 1876 yılında Sultan II. Abdülhamittarafından hazırlanan bu anayasanın adı Kanun-i Esasi olup, ilk anayasamız olma özelliliğini taşımaktadır. Kanun-i Esasi’nin yayımlanmasıyla meşruti monarşik yönetim şekline geçilmiş oldu. Padişahın tahta çıkmasından anayasayı ilan etmesine ve yönetim şeklinin değişmesine kadar olan süreç yaklaşık 1,5 yılı kapsamaktadır. Bu sürece I. Meşrutiyet dönemi denir ve II. Abdülhamit meclis için tatil ilanı verdiğinde bu dönem son bulmuştur.
    II. Abdülhamit’in yayımlamış olduğu Kanun-i Esasi’ye ile sadece padişahta olan yasama yetkisi Meclis-i Umumi ile paylaşılmış olmuştur. Yine yasa çıkarma yada onaylama padişaha aitti. Meşruti monarşi yönetim şekliyle, uygulanacak olan her adımın ya da verilecek olan her karar Meclis-i Umumi eşliğinde yapılacak olup, son karar yine padişaha ait olacaktı.
    Meclis-i Umumi iki ayrı kısımdan oluşuyordu. Birinci kısım Meclis-i Ayan olarak adlandırılıyor ve padişah tarafından seçilen 40 yaş ve üzeri kişilerin oluşturuğu bölümdü. İkinci kısım ise halkın seçtiği vekillerden oluşuyor ve 4 yılda bir gerçekleşen seçimler için kurulmuş olan Heyet-i Mebusan bölümüydü. Meclis-i Umumi üyeleri sadece belirlenen konularda yasama çalışmaları yürütebilirlerdi. Mebus seçimleri genel çokluğa göre yapılıyordu. Halkın direk mebus seçme hakkı yoktu. Ancak mebusları seçecek olan kişileri seçebiliyorlardı. Bu kişiler de mecliste mebusların seçiminde oy kullanıyorlardı. Heyet-i Mebusan bu şekilde oluşturmuştu. Siyasi partilerin henüz olmadığı bir dönem olduğundan adaylar bağımsız katılım gösteriyorlardı. Kanun-i Esasi’nin hazırlanmasıyla mebus seçimleri de düzenlemeye gitmişti.

Meclisin Diğer Organlarının Görevi ve Kanun-i Esasi ile gelen Haklar

    Padişah dışında yürütme organı olarak Heyet-i Vükela bulunuyordu. Bu konsey şuan Bakanlar Kurulu olarak adlandırılmakta. Heyet-i Vükela padişahın atadığı sadrazam ve Şeyhülislamlardan oluşuyordu. Heyet-i Vükela sadece padişaha hesap verebilir konumdaydı. Bu heyetin içinde padişahın atadığı bakanlar da bulunabilirdi. Heyet-i Mebusan’ın Heyet-i Vükela’ya çok fazla soru sorma ve yargılama hakkı yoktu. Yargı organlarına dahil olarak mahkemeler de bulunuyordu. İki tip mahkeme vardı. Şeriye Mahkemeleri ve Nizamiye Mahkemeleri. Bu mahkemeler “mehakim” adıyla Kanun-i Esasi’de de geçmektedir. Bir üst mahkeme olan Mahkemey-i Temyiz’den de bahsedilmiş ancak yeterli düzenlemeler yapılmamıştır. Kanun-i Esasi’de geçen yargı organları ve bunlara yönelik düzenlemeler o dönemin batı yargılarıyla uyuşur düzeydeydi.
     Anayasalar devletler arası ilişkileri düzenlerken aynı zamanda halk ile devlet arasındaki ilişkiye de yön verir. Tüm kurumlar ve haklar, yargı ve görevleri, halkın hakları ve daha birçok konu anayasalarda belirlenir. Kanun-i Esasi’nin yayımlanmasının ardından halk için de çeşitli özgürlükler getirilmişti. Bu hakları sıralamak gerekirse;
  • Dilekçe verme hakkı
  • Vatandaşlığa geçiş hakkı
  • Dini özgürlük
  • Kamu hizmetleri sektöründe çalışabilme hakkı
  • Eğitim özgürlüğü
  • Konut edinebilme ve koruma hakkı
  • Bireyin özgürlüğü ve dokunulmazlığı hakkı
  • İşkence yasağı
  • Basının özgürlüğü gibi çeşitli iyileştirici haklar tanınmıştır.

II. Meşrutiyet Dönemi

    Meclisin tatil sonrası açılmasının ardından tekrar mutlak yönetime geçilmiş ve bu durum meşrutiyet yandaşlarının örgütlenmesine sebep olmuştur. İttihad-ı Osmani adıyla oluşan bu örgüt Jön Türklerin desteği ile ortaya çıkmıştır. Daha sonraları İttihat ve Terakki olarak isimleri değişmiştir. İttihat ve Terakki 23 Temmuz 1908 yılında özgürlüklerini ilan etmiş ve hürriyet kazanmışlardır. II. Abdulmecit Kanun-i Esasi’yi tekar yayımlamış, Kasım ve Aralık aylarını kapsayan seçimler yapılmıştır. Seçimi İttihat ve Terakki kazanmıştır.
    Bu kaos içerikli süreçte eski yönetimi ve mutlakiyeti destekleyen başka bir örgütlenme oluşmuştur. İttihatçıların seçimi kazanmaları onlar için bardağı taşıran son damla olmuş ve 31 Mart Olayı olarak tarihe geçen ayaklanma ortaya çıkmıştır. Bu ayaklanmayı Harekat Ordusu bastırmıştır. Bu vaka sonrasında meclis II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesine sebep olmuştur. Yerine ise Mehmet Reşat geçmiştir.
    Yaşanan tüm bu olaylar ve ayaklanmalar sonucu anayasada değişiklik yapılmasına karar verilmiş ve padişahın yetkileri son derece sınırlandırılmıştır. Böylece meşruti monarşik yönetim biçimine kesin olarak geçilmiştir. Kanun-i Esasi’de yapılan değişiklikleri sıralamak gerekirse;
  • Padişahın veto yetkisi sınırlandırıldı.
  • Yasa için gerekli olan zorunlu padişah izni kaldırıldı.
  • Padişah Meclis-i Mebusan’a karşı sorumlu hale geldi.
  • Padişahın fesih yetkisi sınırlandırıldı.
  • Meclise güvensizlik oyu hakkı verildi. (Bu sayede kabineyi düşürme hakkı da verilmiş oldu.)
  • Padişah aldığı kararlarda sadrazam ve bakanların onaylı imzasını almadan hiçbir uygulamayı yapamayacaktı.
  • Uluslararsı bir anlaşma söz konusu olduğunda sadece padişah, sadrazam ve bakanlardan oluşan bölüm değil tüm meclisin onayı gerekecekti.
    Padişahın yetkilerinin sınırlandırıldığı ve yönetim şeklinin meşruti monarşiye tam anlamıyla geçmiş olduğu bu döneme II. Meşrutiyet dönemi denir. Kanun-i Esasi ilk ilan edildikten sonra meclis tatile girmişti. Tatil bitiminde bu anayasa uygulanmamıştı. Her ne kadar Kanun-i Esasi işlevsiz görülse de, yönetim şeklini değiştirememiş olsa da bir geçiş sürecini temsil etmektedir. Bu durum Kanun-i Esasi’yi önemli kılmakta ve Osmanlı’yı geri dönüşü olmayan bir yönetim biçimine götürmüştür.
Yorum Yap

Yorum Yap