I. Alaeddin Keykubad
Anadolu Selçuklu DevletiAnadolu Selçukluları

I. Alaeddin Keykubad

Sultan

Anadolu Selçuklu Devleti'nin en parlak dönem sultanı.

6
Muharebe
1192 – 1237
Yaşam
6
Başarı

Anadolu Selçuklu Devleti’nin zirve noktasını, en parlak dönemini simgeleyen ve devleti bir Doğu Akdeniz ile Karadeniz gücü haline getiren Sultan I. Alaeddin Keykubad, yaklaşık 1192 yılında doğmuştur. Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in oğlu olan Alaeddin Keykubad, küçük yaşlardan itibaren devlet yönetimi, askeri strateji ve yüksek Doğu-Batı kültürü ile yetiştirilmiştir. Babasının Tokat meliki olarak görevlendirdiği genç prens, yeteneği ve zekasıyla öne çıkmıştır. Babasının 1111 yılında Alaşehir Muharebesi’nde şehit düşmesi üzerine Selçuklu tahtı için ağabeyi I. İzzeddin Keykavus ile çetin bir iktidar mücadelesine girmiştir. Kayseri’de gerçekleşen bu taht mücadelesini kaybeden Alaeddin Keykubad, ağabeyi tarafından Malatya yakınlarındaki Kezerwer (Kezper) Kalesi’ne kapatılarak yaklaşık yedi yıl boyunca mahpus kalmıştır. Bu sürgün dönemi, onun kendisini okumaya, felsefeye, siyaset teorilerine ve stratejiye adamasına zemin hazırlamıştır.

Ağabeyi I. İzzeddin Keykavus’un 1220 yılında genç yaşta vefat etmesi üzerine devlet erkanı ve emirlerin ortak kararıyla hapisten çıkarılan Alaeddin Keykubad, Sivas’ta Anadolu Selçuklu tahtına oturmuştur. Tahta geçer geçmez devlet mekanizmasını yeniden organize etmiş, iç asayişi sağlamış ve gözünü akılcı bir genişleme siyasetine çevirmiştir. Alaeddin Keykubad’ın temel hedefi, Anadolu’yu sadece bir kara devleti olmaktan çıkarıp uluslararası deniz ve kara ticaretinin kalbi haline getirmek, aynı zamanda yaklaşmakta olan Moğol tehlikesine karşı ülkeyi bir kale gibi tahkim etmekti.

Bu hedefler doğrultusunda ilk büyük askeri hamlesini 1221 yılında Akdeniz kıyısındaki stratejik Kalonoros Kalesi üzerine gerçekleştirmiştir. Çetin bir kuşatmanın ardından kale teslim alınmış, şehrin adı Sultana ithafen "Alaiye" (günümüzde Alanya) olarak değiştirilmiştir. Alaeddin Keykubad, Alanya’yı devletin kışlık payitahtı yapmış; burada görkemli bir tersane, Kızılkule ve güçlü surlar inşa ettirerek Selçuklu Devleti’nin ilk güçlü Akdeniz donanmasını kurmuştur. Akdeniz ticareti kadar Karadeniz güvenliğine de büyük önem veren Sultan, 1223 yılında Kastamonu Emiri Hüsameddin Çoban komutasındaki Selçuklu donanmasını Kırım’a göndermiştir. Kırım’ın önemli ticaret limanı Suğdak’ın (Sudak) fethedilmesiyle Anadolu Selçuklu Devleti, deniz aşırı bir seferi başarıyla tamamlayıp İpek Yolu'nun kuzey hattını kontrol altına almıştır.

Doğu sınırlarını güvene almak ve Anadolu Türk siyasi birliğini tamamlamak amacıyla Doğu Anadolu politikasına ağırlık veren I. Alaeddin Keykubad; Erzincan merkezli Mengücekoğulları Beyliği’ni (1228) ve Harput Artuklularını devletine bağlamıştır. Erzurum ve çevresini hakimiyet altına alarak sınırlarını Gürcistan ve Eyyubi arazilerine kadar genişletmiştir. Bu süreçte Doğu’dan silindir gibi gelen Cengiz Han komutasındaki Moğol tehlikesini çok önceden öngören Sultan, mükemmel bir stratejik vizyon sergilemiştir. Konya, Kayseri, Sivas ve Erzurum gibi büyük şehirlerin surlarını tamamen yeniletip tahkim etmiş, Doğu sınırındaki kalelere güçlü garnizonlar yerleştirmiştir.

Alaeddin Keykubad dönemi askeri kariyerinin en kritik dönüm noktası ise 1230 yılındaki Yassıçemen Muharebesi’dir. Moğollardan kaçarak Doğu Anadolu’ya gelen ve Doğu şehirlerini yağmalayarak Selçuklu topraklarına tecavüz eden Harezmşahlar Hükümdarı Celaleddin Harezmşah ile Erzincan yakınlarında karşı karşıya gelmiştir. Eyyubi müttefikleriyle birleşen Sultan Alaeddin Keykubad, Yassıçemen’de Harezmşah ordusunu kesin bir hezimete uğratmıştır. Bu zafer Selçuklu’nun askeri itibarını zirveye taşısa da, Moğollar ile Selçuklular arasındaki tampon devlet olan Harezmşahların yıkılmasıyla Selçuklu Devleti Moğollarla doğrudan komşu haline gelmiştir. Sultan bu durumu telafi etmek adına Moğol Hanı Ögedey ile diplomatik ilişkiler kurmuş ve zaman kazanmaya çalışmıştır.

Sultan I. Alaeddin Keykubad sadece büyük bir fatih değil, aynı zamanda Selçuklu mimarisinin ve kültürünün en büyük hamisidir. Beyşehir Gölü kıyısındaki efsanevi Kubadabad Sarayı ve Kayseri’deki Keykubadiye Sarayı gibi anıtsal yapılar onun döneminde inşa edilmiştir. Ülkenin dört bir yanını kervansaraylar, medreseler, camiler ve darüşşifalarla donatmış; ilim adamlarını, şairleri ve sanatçıları himaye ederek Konya’yı İslam dünyasının en parlak kültür merkezlerinden biri haline getirmiştir.

Sultan’ın son dönemi, Doğu’da Moğol tehdidinin iyice yaklaştığı ve iç saray entrikalarının tırmandığı bir döneme denk gelir. 1237 yılında, Kayseri’deki Keykubadiye Sarayı’nda Moğollara karşı gövde gösterisi niteliğindeki büyük bir elçi kabulü ve yabancı devlet erkanına verilen ziyafet (Meşhedî ziyafeti) sırasında aniden rahatsızlanmıştır. Yediği kuş etinden zehirlendiği anlaşılan büyük hükümdar, 31 Mayıs 1237 tarihinde vefat etmiştir. Ölümünde, oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev ve hırslı vezir Saadeddin Köpek’in parmağı olduğu yönündeki iddialar tarih kaynaklarında güçlü bir şekilde yer alır. Naaşı Konya’ya götürülerek Alâeddin Camii’ndeki Selçuklu Sultanları Türbesi’ne (Kümbet-i Hâne) defnedilmiştir.

  • Anadolu Selçuklu Devleti’nin Altın Çağı: Devleti siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel açıdan tarihinin en güçlü ve en mürefeh seviyesine ulaştırmıştır.
  • İki Denizde Hakimiyet (Akdeniz ve Karadeniz): Akdeniz’de Alanya’nın ve Karadeniz’de Sinop’un ticari ve askeri potansiyelini zirveye çıkararak Selçuklu’yu bölgesel bir deniz gücü haline getirmiştir.
  • Deniz Aşırı Sefer ve Kırım’ın Fethi: Selçuklu tarihinde bir ilke imza atarak Karadeniz’i aşan bir deniz seferi düzenlemiş ve Kırım’daki Suğdak (Sudak) liman kentini ele geçirmiştir.
  • Doğu Anadolu’da Türk Birliğinin Sağlanması: Erzincan Mengücekoğulları Beyliği’ni merkeze bağlamış, Harput Artukluları ve Erzurum bölgesini denetim altına alarak Doğu Anadolu birliğini tesis etmiştir.
  • Moğol Tehlikesine Karşı Erken Tahkimat: Moğol kasırgasını seneler öncesinden öngörerek Konya, Kayseri, Sivas ve Erzurum gibi büyük şehirlerin surlarını devasa bütçelerle yeniden inşa ettirmiş ve korunaklı hale getirmiştir.
  • Kültür, Sanat ve Ticaret Hamlesi: Ülke genelinde tüccar güvenliğini maksimuma çıkarmış, devasa kervansaray ağları kurmuş; Kubadabad ve Keykubadiye saraylarını inşa ettirerek dönemin en büyük imar faaliyetlerini yürütmüştür.
  • Alaiye (Alanya) Seferi ve Fethi (1221): Akdeniz kıyısındaki Kalonoros Kalesi’nin karadan ve denizden kuşatılarak alınması, şehrin Alaiye olarak yeniden imar edilmesi.
  • Suğdak (Kırım) Deniz Seferi (1223): Kastamonu Emiri Hüsameddin Çoban komutasındaki Selçuklu donanmasının Karadeniz’i geçerek Kırım’daki Suğdak şehrini ve limanını fethetmesi.
  • Mengücek Seferi ve Erzincan’ın İlhakı (1228): Mengücekoğulları Beyliği’ne son verilerek Erzincan, Kemah ve Divriği hattının doğrudan Selçuklu merkezine bağlanması.
  • Erzurum ve Doğu Seferleri (1230): Erzurum ve çevresinin kontrol altına alınarak Gürcistan sınırındaki stratejik noktaların güvenceye alınması.
  • Yassıçemen Muharebesi (1230): Celaleddin Harezmşah ve Harezm ordusuna karşı Erzincan yakınlarında Eyyubi müttefikleriyle birlikte kazanılan, imha niteliğindeki büyük zafer.
  • Harput ve Ahlat / Doğu Eyyubi Seferleri (1232 - 1234): Yassıçemen sonrası Doğu Anadolu’da Selçuklu aleyhine hamle yapan Ayyubi emirliklerinin bastırılması ve Harput’un ele geçirilmesi.
  • 1192Sultan I. Alaeddin Keykubad’ın doğumu.
  • 1211Babası I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Alaşehir’de şehit olması; ağabeyi I. İzzeddin Keykavus ile girdiği taht mücadelesini kaybederek Malatya Kezerwer Kalesi’nde hapsedilmesi.
  • 1220Ağabeyi I. İzzeddin Keykavus’un vefatı üzerine hapisten çıkarılarak Sivas’ta Anadolu Selçuklu tahtına geçmesi.
  • 1221Kalonoros Kalesi’nin fethi, Alaiye (Alanya) şehrinin kuruluşu ve ilk Selçuklu tersanesinin inşası.
  • 1223Hüsameddin Çoban komutasındaki Selçuklu ordusunun Kırım’a geçerek Suğdak limanını fethetmesi.
  • 1226Beyşehir Gölü kıyısında efsanevi Kubadabad Sarayı’nın inşasına başlanması.
  • 1228Mengücekoğulları Beyliği’nin ortadan kaldırılması ve Erzincan’ın Selçuklu topraklarına katılması.
  • 1230 (Ağustos): Erzincan yakınlarındaki Yassıçemen Muharebesi’nde Celaleddin Harezmşah’ın mağlup edilmesi.
  • 12311235: Moğol tehdidine karşı Konya, Sivas, Kayseri ve Erzurum surlarının devasa yatırımlarla güçlendirilmesi ve doğu sınırlarının tahkim edilmesi.
  • 1237 (31 Mayıs): Kayseri Keykubadiye Sarayı’nda verilen bir ziyafet sırasında zehirlenerek şehit olması; naaşının Konya Alâeddin Camii’ndeki türbeye defnedilmesi.

Aynı Dönemden